Cengiz Aktar: 2 Kasım 2015

Posted by on October 27th, 2015
Stored in Cengiz Aktar, Contributors, TURKISH, Turkish politics

Share this post with Digg

2 Kasım 2015

 

5 gün kaldı, eğer bir savaş çıkarılıp (şu sıra TSK Suriye’de YPG’ye saldırıyor) Anayasa 78. madde uyarınca seçim iptal edilmezse oy atılacak. 7 Haziran sonrasında ortaya çıkan iyimserliğin devam ettiğini söylemek mümkün olmasa da özellikle HDP cenahında sağlam bir mücadeleci ruh hâkim. Bunun dışında, Erdoğan iktidarının ciddî yara alacağını umanlar da var. Her durumda bir şeylerin değişeceği umudu yüksek. Nasıl olacak bu?

 

Önce, âdil ve özgür seçim. Türkiye son 5-6 yıldır cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir hukuk erozyonuna uğradı. Darbe döneminden miras gayridemokratik alışkanlıklarla birlikte okuduğumuz zaman artık “hukuk devleti” sıfatını karşılamaktan çok uzak. Nitekim 7 Haziran seçimleri sonrasında AGİT’in seçim gözlemcileri raporunun sonuçlarını hatırlatalım. www.seffaflik.org/agit-7-haziran-genel-secimlerine-iliskin-final-raporunu-acikladi/

 

AGİT raporunda altı çizilen ana sorunlar şunlar:

-Seçim barajı;

-İktidarı eleştiren medyaya tehdit ve baskı;

-Cumhurbaşkanının seçim kampanyalarında devlet kaynaklarını kullanarak kamu çalışanlarının eşlik ettiği, iktidar partisinin avantajına olan ve muhalefet partilerinin eleştirildiği pek çok etkinlikte yer alması;

-Muhalefet partilerinin bazı kampanya afişleri cumhurbaşkanına hakaret gerekçesiyle kaldırılması;

-Muhalefet parti ofis ve adaylarına çeşitli saldırılar;

-YSK’nın yeterince şeffaf olmaması, seçim yönetimi ve kampanyalara ilişkin bazı kararlarının mevzuat ile uyumlu olmaması;

-Mevzuatın kapsamlı bir kampanya finansmanı düzenlenmesini içermemesi, partiler ve adayların bağış dâhil kampanya gelir ve giderlerini kamuoyuna açıklamamış olması;

-RTÜK’ün şeffaflığı ve tarafsızlığına ilişkin endişeler, TRT 1’in iktidar partisi lehine yayını;

-YSK kararlarının herhangi bir yargısal denetime tabi olmaması;

-Cumhurbaşkanı’nın seçim kampanyalarında yer almasına ilişkin Anayasa Mahkemesi’ne yapılan şikâyet başvuruları seçim gününe kadar sonuçlandırılmaması;

-Vatandaşların etkin bir şekilde gözlemcilik yapamamaları.

Var mı bu konularda bir olumlu gelişme?

 

Bunlara rağmen seçim yapıldığında çıkacak sonuç ne olursa olsun suların durulacağını umud eden, hatta Erdoğan ve AKP’yi “bağışlamaya” hazır olanlar bile var. Oluru var mı bakalım.

 

AKP’nin 267 sayısını yani tek başına iktidarı, hile hurda, vekil transfer ederek bir şekilde yakalama ihtimali mevcut. Velev ki becerdi, iktisaden, siyaseten, içtimaen çürümüş bir memleketi yönetebilir mi? Tabii ki hayır! Bu durumda muktedirin kendisini ve başkanlık sistemini yegâne istikrar mihrakı olarak pazarlayacağına ve bir şekilde bunu referanduma götürmesine hazırlıklı olmak gerekiyor.

 

AKP’den ayrılarak kurulacağı dile getirilen partinin oluru var mı? AKP 2011 seçimlerinden beri Erdoğan’ın hizmetinde bir teşkilât. Vekiller neredeyse istisnasızonun seçtiği, var ettiği insanlar. Bunların, üstelik biat geleneğini bozup, Arınç ve Gül gibi iki zayıf siyasetçinin başını çektiği bir yeni oluşuma katılmaları abesle iştigaldir.

 

Gelelim olmayacak dualara, yani koalisyon olasılıklarına. HDP’nin içinde olacağı bir koalisyon ister AKP ile ister CHP ile 1923’ten bu yana varolan ittihatçı ezberin bozulması anlamına geleceği ölçüde ihtimal dâhilinde değildir. Kılıçdaroğlu’nun dile getirdiği CHP’nin MHP ile koalisyon kurma arzusu bu ittihatçı damarın gücünü yeterince anlatıyor.

 

Bu bağlamda en gerçekçi koalisyon senaryosu AKP-MHP’dir ki bu da aynı ittihatçı ezber uyarınca Kürtlerin kopmasına yol açma potansiyeli taşır. Bu arada MHP’yi de,  Erdoğan’ın başkanlık muradı göz önünde bulundurulunca, eritir. MHP seçmeni başkanlık sistemine ikna edilse de bu AKP’ye yarar.

 

Diğer koalisyon olasılığı AKP-CHP’nin de oluru pek yok. Koalisyonun küçük ortağı CHP sadece Erdoğan’ın bekası için dayatılacak hükümet programının ve başkanlık anayasasının altına nasıl imza atar? Bunun kendi seçmeni nezdinde bedeli olmaz mı? İkincisi kurulacak hükümet kimden müteşekkil olursa olsun bir enkaz devralacak. Her konuda alarm veren Türkiye’de “dün dündür, bugün bugündür” demek kolay değil.  O yüzden en iyi formül enkazın mimarının enkazın altında kalması

 

Bu birbirinden berbat senaryoların karşısındaki tek ışık siyasetin Erdoğan vesayetinden kurtulması! Hiç kolay olmayacağını bilmek için de müneccim olmaya gerek yok.

 

Bu yazı ilk olarak Taraf’ta yayınlandı. Yazarın izniyle burada da yayınlanıyor. 

%d bloggers like this: