Bölgede ademimerkezileşme Türkiye’de merkezileşme

 

English: Türkiye etnik haritası

English: Türkiye etnik haritası (Photo credit: Wikipedia)

Ademimerkezileşme konusunda iç ve dış dinamikler giderek daha belirgin hâle geliyor. İçerde Kürdistan’da (ve bütün Türkiye’de) özerklik talebi, iki yüzyılı aşkın bir zaman diliminde ilk kez kopuş olmadan, memleket toprakları dâhilinde iktidar paylaşımı anlamına gelen bir siyasa olarak gündemde. Bölgede ise yine Kürdistanî bir ivmeylefederalleşme, olabilecek en mâkul seçenek olarak duruyor. Her ne kadar federal gelenekten mahrum, özerklik taleplerinin ya ayrılıkla sonuçlandığı ya da kanda boğulduğu bir coğrafyada bunların hayata geçmesi kolay olmasa da diğer seçenekler katiyen sürdürülebilir değil.

 

Özerklik konusunda düşüncelerini her fırsatta paylaşan Selahattin Demirtaş, iktidar cephesinin ve kimi HDP’li siyasetçilerin farklı beyanlarına rağmen Kürt siyasî hareketinin talebini gündemde tutuyor. “Kürt halkının diğer halklardan eksiği de fazlası da yoktur. Biz bütün halkların eşitliğine ve kardeşliğine inanıyorsak bir halkı diğer halklardan daha alt seviyede görmememiz lazım. (…) Bunların hepsi Türkiye’de tartışılan, tartışılması gereken mevzulardır. Biz çözümü sadece Türkiye’nin sınırları içinde arıyoruz. Türkiye’deki bütün halkların birlikte yaşayabileceği modeller (…) çözüm projelerimizi gerçekleştiriyoruz. Bunları henüz resmi olarak müzakere etmeye başlamış değiliz.” Dile getirdiği üç temel husus var: İlki siyasî eşitlik ve iktidar paylaşımı, ikincisi bununla bağlantılı, çözümü ülke toprakları dâhilinde aramak, üçüncüsü bu konunun müzakere aşamasına gelmediği.

 

Geçende Moskova Carnegie’de şunları dile getirdi: “…özerklik ve benzeri modellerin mutlaka Ortadoğu’da tartışılması lâzım. Türkiye’de de biz bunu tartışmak istiyoruz. (…) Yerinden yönetilen modelleri hayata geçirmemiz lâzım. İşte Rojava Kürdistanı bunu pratikte deniyor. (…) Bu modeli boğmak isteyenler (…) IŞİD eliyle Kobani’ye saldırıyor.” Bu beyanda ise federalleşmenin iç ve dış dinamiklerini birlikte okuyarak 21. yüzyıllı bir ortaklık formülünden söz ediyor.

 

Demirtaş’ın sözleri mühim. Irak ve Suriye ile ilgili olarak, daha birkaç ay öncesine kadar IŞİD’in taarruzuna heyecanlanarak ve “İslâm Devleti” oldubittisine dayanarak Sünnistan’ı “kuranların” ham hayallerine mukabil, mâkul olanı dile getiriyor. Bu, 19. yüzyılvarî ulusdevletleşme ya da Pakistanvarî din/mezhep temelli devletleşme tehlikelerini bertaraf edebilecek federalleşme. Zira Irak ve Suriye’nin ulus ve mezhep temelinde devletçiklere bölünmeleri ilk bakışta bölgedekihusumetlere çare gibi görünse de uzun vadede bölgede yüzyıl savaşlarına neden olur. Şengal ile Kobani’deki olumlu gelişmeler eğer kalıcı hâle dönüşür, IŞİD’in Sünnî kabilelerden aldığı destek biter, Bağdad ile Erbil arasındaki diyalog da derinleşirse Irak’taki federalleşme daha ileri gidebilir. Vakti gelince de Kobani emsaliyle Suriye’ye olumlu etki yapabilir.

 

Federalleşme yoluyla ademimerkezileşmenin bölgede hayata geçmesi için Kürtlerin ve Arapların yapıcı katkıları elzem.Denklemin eksik ayağı ise iktidarı ve muhalefetiyle her zaman olduğu gibi Türkiye. CHP’li bir vekil PKK’nin, 2011’de bir gizli oturumda dile getirilen, ama 2004’ten bu yana bilinen özerklik talebini geçen gün “ifşa” etti. “Vatankurtaran” CHP de MHP gibi özerkliğe karşı.

 

Hükümetinse ne şimdi ne de ilerde iktidarını eşitlerle paylaşma gibi bir siyaseti yok.   Bölgedeki gidişatın tam aksi yöndemerkezîleştikçe merkezîleşiyor. Hatta artık merkez tekadama indirgendi. Laboratuar konumundaki Kobani alerjisi ve müstakbel barış müzakeresinin millî ve yerel olacağı vurgusu, iç ve dış dinamikleri bir kalemde silip atıyor. Bölgedeki vizyonu Sünnistan’la sınırlı, asla oyun kurucu olamamış hükümet federal dinamiklerin dışında kalarak tarihin akışına ayak uyduramıyor ve değersiz yalnızlığını sürdürüyor.

 

Bu yazı ilk olarak Taraf’ta yayınlandı. Yazarın izniyle burada da yayınlanıyor. 

Tagged in: , , , , , , , , ,

%d bloggers like this: