çarşı

BİR DERDİM VAR BİN DERMANA DEĞİŞMEM

Ahir ömrümüzün en güzel Haziran’ının hemen ertesinde bir 2 Temmuz mitingiydi. Mitingin bitişinde Ankara’da Ziya Gökalp Caddesinde yolu trafiğe açan Çevik Kuvvetin Çarşı’nın cıvıltılarını duyduğu andaki tepkisi şuydu: “Amirim Çarşı gelmiş, ne yapalım, trafiği tekrar kapatalım mı? Bize destek kuvvet, acil!” Ethem’in vurulduğu yere gitmeye çalışan kitleye izin vermeye yanaşmayan Çevik, Çarşı’yı görünce “çevik kuvvet beyaz desene” kıvamına gelmişti. Yavru kartallar caddenin akustiğini de kullanarak Kızılay’ı kuş cıvıltısına bürümüştü. Yollar açıldı, Ethem’e gidildi.

Gezi Parkında görülen bayrakların Kazlıçeşme’de de görüldüğü iddia edildi. Oysa ki A harfini düz yazmıyordu Çarşı. “Beşiktaş seninle ölmeye geldik” diye haykıran kitlenin hepsinin doğum saati 31 Mayıs günü sabaha karşı olduğundan yükselenleri de elbette ki Çarşıydı. Bu burcun kadını da, erkeği de haksızlığa dayanamayan, isyankar ve devrimci kişilikler oluyordu. Tanrının çılgın çocukları Ihlamurlu yoldan Poma’yla karşı çıkarken, telsizde şöyle bir anons duyuldu: ben Vedat, Davulcu Vedat!

Sahaya atkılarını atıp çocuklarımızı ısıtan Çarşı bizden habersiz darbe yapacakmış. İçerledim doğrusu, o kadar hukukumuz var, insan bir haber vermez mi? Yolları trafiğe kapatın da kuş cıvıltıları iyi duyulsun.

Bir Şeb-i Aruz toplantısıydı. Kürsüye çıktınız. İlk defa söylediğiniz bir laf bizde karşılık buldu. “Çok dertliyiz, derdimiz çok. Derdimizi de seviyoruz hamdolsun”. Ya da bilmem kaç desibelle söyleyelim isterseniz “bir derdim var, bin dermana değişmem asla”.

Tagged in: ,

%d bloggers like this: