O anne, Balçiçek'e konuştu: Canavar değilim oğlum beni çağırıyor

http://www.turkiyegazetesi.com.tr/gundem/131431.aspx

DEVLET ÖDEMEDİĞİ BEDELİN KAYDINI TUTMAZ

Türk kadınının hakları için hiç mücadele etmediği, bütün haklarının cumhuriyetle birlikte altın tepside sunulduğundan bahisle, uğruna bedel ödemediğinden haklarının kıymetini bilmediği söylenir durur entelektüel camianın hapishanesi olan cafelerde ve dahi barlarda. Cumhuriyet döneminde birçok Avrupa ülkesinden önce bizim kadınlarımıza tanınmış olan seçme ve seçilme hakkının bir kazanım olduğu kuşkusuz. Seçme hakkının taşrada babanın, kocanın veya ağabeyin, hatta bazen aşiret reisinin, seçilme hakkının da parti genel başkanının iki dudağının arasında olduğu düşünüldüğünde uğruna bedel ödenmemiş birçok hak gibi bu hakkı da kayıttan düşebiliriz. Altın tepsi sizin olsun.

Bir kaç hafta önce iki aylık bebeğini evinde bırakarak ailesinin yanına tatile giden, bu nedenle de evde açlıktan ölen bebeğini kaybeden annenin haberi kaplıyordu düşün dünyamızı. Birçok anne veya anne adayı bu “canavar” anneyi kınamakla geçirdiler değerli mesailerini. Oysa ki, bir öğretmen olan “canavar” anne, ailesinden habersiz yapmıştı doğumunu, o bebeği ailesinin yanına götürseydi kendi canından olacaktı muhtemelen. Hamile olduğunu anlamak için bir özel laboratuvarda yaptırmıştı belki de hamilelik testini. Taban fiyattan değil, en yüksek fiyattan ödemişti “günahının” bedelini. Aşkının meyvesi resmi kayıtlara girmesin diye ne söylendiyse onu öderdi, pazarlık bile yapmadan. Ne de olsa, devlet ödemediği bedelin kayıtlarıyla pek ilgilenmezdi. İşte hep o nedenle en kolay katlanılan başkasının acısı, en kolay kınanan da başkasının “gayri meşruiyeti” olurdu. Sağlık sigortası kapsamında ancak “meşru” sağlık harcamaları ödenirdi. Diğerlerinin kayıtları hep aleyhine delildi kadının. O “canavar” anne ödediği bu bedelin kaydını ömür boyu taşıyacak boynunda. Olsun, toplumun asgari müşterekleri dimdik ayakta hamdolsun.

Kayıt dışı istihdamın kaydını tutar devlet, vergi ve prim kaybı yaşamak istemez. Her çalışanı kayıt altına almak ister, bütün kara parçalarında, Soma hariç. Maksimum 302 ile kapatırız burayı. Cepten ilaç harcamalarına ait istatistikler de çok sağlıklı değildir. Devletin kasasından çıkmayan bedel devleti pek ilgilendirmez. Devlet ve dahi birey ödemediği ve ödemeyeceği bedelin kaydını tutmaz, hesabını da vermez. Fındık cennetinde fındığın taban fiyatını elin oğlu belirler, ilaç yokluğunda Avrupa’nın en ucuz ilacı hep bizdedir. En ucuz ilacın da en ucuzunu öder devlet, her bir kuruşunu kayıt altına alır ödediği bedelin. Sağlıkta dönüşümün de bedeli budur. Bütün kara parçalarında bütün özel hastanelere gidebiliyoruz, onların süslü, havuzlu lobileri, şık giyimli hostesleri var. Tanrımıza hamdolsun.

İlaç niyetine, seçme ve seçilme hakkını kullanan, dişi ve doğurgan bir direniş gerek bize. Bedeli ödendiğinden kaydı tutulmuş…

%d bloggers like this: