Share this post with Digg

kaynak: furkandan.blogspot.com

Son Değişiklik ile TİB’e Süper Yetkiler Veriliyor

9 Eylül günü Meclis’te görüşülen “İş Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması İle Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun” adındaki torba yasaya eklenen, 5651 sayılı Kanunda yapılan değişikliklere uyandık. Meclis, torba yasayı eklenen değişikliklerle birlikte jet hızıyla onayladı. Bu sefer değişikliği görmemizle şaşkınlığa uğramamız bir olurken itiraz veya protesto etmemize de imkan kalmadan yasa Meclis’ten geçti.

Aslında temel hak ve özgürlükler nedir bilen ya da içgüdüsel olarak bu işte bir yanlışlık olduğunu düşünen herkesin karşı çıktığı, 5651 sayılı (kısaca İnternet Kanunu olarak bilinen) Kanunda Şubat ayında yapılan ve fakat Abdullah Gül’ün adeta gönül koymasıyla geçirilmeyen değişikliklerin bir gecede 5651 sayılı Kanunun bir parçası olmasına şahit olduk. Burada karşı çıkacak çok şey var muhakkak, ama ben kendi adıma şaşırılacak bir şey göremiyorum. Karşımızda 2007 yılından beri internette ifade özgürlüğü ve haber alma / haberleşme hürriyetiyle kavga eden bir devlet var; bana kalırsa sonucun başka şekilde olması zaten düşünülemezdi.

Henüz Resmi Gazete’de yayınlanmadığından yürürlüğe girmemiş olan torba yasanın 126 ve 127. maddeleri ile 5651 sayılı Kanunda yapılan iki değişiklik var. Bu değişikliklerden ilki trafik bilgilerinin alınmasını düzenlerken, ikincisi erişim engellemeye ilişkin:

 Madde 126:
4/5/2007 tarihli ve  5651 sayılı İnternet ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi  ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi hakkında Kanunun 3. Maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “İkibin yeni Türk Lirasından on bin Yeni Türk Lirasına” ibaresi “ İki bin Türk Lirasından elli bin Türk Lirasına” şeklinde ve dördüncü fıkrası aşagıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(4) trafik Bilgisi Telekominikasyon İletişim Başkanlığı tarafından ilgili işletmecilerden temin edilir ve hakim tarafından karar verilmesi halinde ilgili mercilere verilir”

 Madde 127:

5651 Sayılı kanunun 8.maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “yirmi dör saat” ibaresi dört saat şeklinde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“(16) Milli Güvenlik ve Kamu Düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi nedenlerinden bir veya birkaçna bağlı geçikmesinde sakınca bulunan hallerde, erişmin engellenmesi Başkanın talimatı üzerine Başkanlık tarafından yapılır. Erişim sağlayıcıları Başkanlıktan gelen erişimin engellenmesi taleplerini en geç dört saat içinde yerine getirir. Başkan tarafından verilen erişimin engellenmesi kararı, Başkanlık tarafından, yirmi dört saat içinde sulh ceza hakiminin onayına sunulur.Hakim kararını kırk sekiz saat içinde açıklar”

Peki bu iki önemli değişiklikten ne anlamalıyız? 126. madde uyarınca “Trafik bilgisi Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın (TİB) tarafından ilgili işletmecilerden temin edilir ve hakim tarafından karar verilmesi halinde ilgili mercilere verilir.” Basit olarak açıklamak gerekirse trafik bilgisi, bir kullanıcının internet üzerinde hangi adresleri ziyaret ettiği, hangi internet sitelerini kullandığı, ne kadar süreyle kullandığı, hangi kişilerle iletişim kurduğu gibi bilgileri ifade ediyor. Kısaca trafik bilgisi, bir internet kullanıcının internette ne yaptığının beyanı olarak tanımlanabilir. Kanunun bir önceki düzenlemesinde bu bilgilerin TİB’e verilmesi için ancak bir suç soruşturmasının veya kovuşturmasının ve mahkeme kararının bulunması bir önkoşul olarak belirlenmişti. TİB, yeni düzenleme ile tüm kullanıcıların internette neyi, nasıl, ne kadar süreyle yaptığı bilgisini işetmecilerden başkaca bir izin ve benzeri yönteme ihtiyaç duymadan talep edebilecek. Üstelik bu konuda herhangi bir sınırlama da yok! TİB, eski düzenlemeye göre suç soruşturması veya kovuşturması olması halinde mahkeme talebi ile elde edip mahkemeye verdiği bilgileri yeni düzenleme ile süresiz ve sınırsız olarak ve ne amaçla kullanacağını dahi belirtmeden temin edebilecek ve saklayabilecek. Böylece internet kullanıcılarının internette yaptığı her işlemin ve dolayısıyla da eğilimleri ve davranışlarının kaydı TİB tarafından arşivlenebilecek.

127. madde ise milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması ile suç işlenmesinin önlenmesi nedenleri ile TİB başkanının herhangi bir internet sitesine erişim engellemesi talep edebileceğini, TİB başkanı erişim engelleme talep ederse de erişim sağlayıcıların en geç dört saat içinde ilgili siteye erişimi engelleyeceğini düzenliyor. Bu şu demek: TİB başkanı herhangi bir internet sitesinin milli güvenlik, kamu düzeni veya suç işlenmesinin önlenmesi nedenleriyle “kapatılmasını” talep edebilir ve ederse internet hizmeti sağlayan şirketler dört saat içinde o siteyi “kapatır”. Takdir edersiniz ki, “milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması” veya “suç işlenmesinin önlenmesi” ifadeleri yorumlayan kişiye göre oldukça değişkenlik gösterebilen ifadeler. Bu halde, hakaretin bir suç olduğu düşünüldüğünde, örnekse sosyal medya siteleri “burada hakaret suçu işlenebilir” denilerek kapatılabilecek mi? Bunun yanında 127. maddede, TİB’in verdiği erişim engelleme kararının 24 saat içinde hakim onayına sunulacağını ve hakimin 48 saat içinde karar vereceği belirtiliyor. Başka bir deyişle, internet sitesinin kapanmasından sonra 72 saat içinde hakim kararı reddetmezse, verilen erişim engelleme kararı sürekli hale gelebilecek.

Maddelerin gerekçesinde, “mahkeme kararı üzerine ilgili işletmeciye başvurup trafik bilgisinin talep edilmesi ve işletmecinin talep edilen bu ham bilgileri kullanılabilir ve anlamlı hale getirip göndermesi ya da ham olarak gönderilen bilgilerin Başkanlık tarafından kullanılabilir ve anlamlı hale getirilmesi zaman almakta, böylece soruşturma ve kovuşturmaları geciktirmektedir. Terör saldırısı tehdidi gibi acil durumlarda talebe zamanlıca cevap verilmesi imkanı bulunmamaktadır” deniliyor. Başka bir deyişle, hak ve özgürlükler yine terör sopası kullanılarak kısıtlanıyor. Bunun yanında, trafik bilgilerinden elde edilen ham bilgilerin işlenerek anlamlı hale getirileceği de bu sayede açıkça söylenmiş oluyor.

Taraf olduğumuz uluslararası anlaşmaları bir kenara koyarsak, halihazırda yürürlükte olan Anayasamız ile ifade özgürlüğü ve haberleşme özgürlüğü vatandaşların temel hak ve özgürlükleri olarak sayılsa da, bu değişiklik ile oluşan fişlenme riski, Anayasanın 20. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğine ve kişisel verilerin korunmasına açıkça aykırılık teşkil ediyor. Özetle, bu değişiklik ile internet kullanıcılarını zor günler bekliyor.

Bu yazı ilk olarak Evrensel’de yayınlandı. Yazarın izniyle burada da yayınlanıyor. 

Tagged in: , , ,

%d bloggers like this: