Dombracı ayağına geldi hanıııım!

Hüloğğğ kelimesinin anlamını çözemeden seçimler gelip kapımıza dayandı. Seçim ekonomisi diye bir şey var ya, savaş ekonomisinden beter bir şeydir o. Hele ki bir de partinin kalesinde aday adayıysanız, en az 15-20 aday adayı arasından sıyrılıp garantili koltuğunuza oturabilmek için kesenin ağzını sonuna kadar açmanız gerekir. Kişinin ekonomisi açısından da vahim bir durum olabilir yani seçim ekonomisi dediğin. Bir kere yakışıklı veya güzel fotoğraflar çektirilir önce, şehrin fotoğrafçısına yeni gelen 700 bin liralık saatle. Verse de bir fotoğraf çektirsek, mesela yani. Sonra bir de bunun araç giydirmesi var, ama en önemlisi seçmenin kulağına hitap edecek olan seçim şarkısıdır. Eskiden müzik öğretmeni kayınçodan yardım alınırken, şimdilerde bu işler profesyonel olarak yapılıyor. İnternette ?yoksa seçim şarkınız hala hazır değil mi?? şeklinde ilanlar görürseniz, sakın paniğe kapılmayın, belki aday değilsinizdir.

80 sonrası siyasi yasaklıların siyasete dönüp dönmeyeceği hakkında yapılacak olan referandum öncesi Tonton, No No yazılı cart turuncu tişörtünün, göbeğinin üstünde gerilmesine aldırmadan ezeli rakibi Babanın siyasete dönmemesi için kampanyalar yürütüyordu. Bu tişörtler yüzünden dönemin bakanlarından Güneş Taner?in adı No no?ya çıkmıştı. O zaman ya evet, ya da hayır denilebiliyordu. Daha yetmez ama evet icat olunmamıştı, geçmiş gün.

O kadar geçmiş gün ki, mesela ses sistemleri henüz bu kadar gelişmediğinden, robot lobisinin henüz adı bile bilinmediğinden, partilerin seçim mitinglerinde kullanılan hoparlörler kitlede kalıcı işitme kaybına neden oluyordu. Bülent Ersoy o zaman da mikrofonsuz şarkı söyleyebiliyordu, ancak sahneye çıkamadığından ben bunu henüz bilmiyordum. Tontonun can dostu Zenger?in adının hep mikrofonun üzerinde adı olurdu, ben Tonton?un adını uzun bir süre bu yüzden Zenger zannettim. Küçükken hangi akla hizmet ettiğini bilemediğim bir şekilde götürüldüğüm bir seçim mitinginde Demirel?i beklerken eline mikrofonu alan sunucunun ?geliyor Türkiye?nin mimarı? lafını şarkı gibi söyledim uzun süre. Sonradan da bir müzik kulağı olamadıysa bizim neslin hep bu seçim mitingleri yüzündendir.

O tarihlerde Türkçe sözlü hafif batı müziği yerini pop müziğe bırakıyordu, yeni yeni ortaya çıkan müzik kanallarında yeni yetme popçular ağızlarını yaya yaya albümün sauundı gibi laflar etmeye başlamışlardı. Yoncimik?in Abone şarkısının klibi televizyonda çıktığında bazı kesimler tarafından cık cık cıklar eşliğinde çocuğun zihinsel gelişimi etkilenmesin diye derhal televizyon kapatılıyor, şarkı üzerine sabahlara kadar süren Siyaset Meydanları yapılıyordu. Oysa Tonton vizyonu geniş bir adamdı, onun veliahtı Mesut Yılmaz da onun izinde hemen bu şarkıyı seçim şarkısı yapmıştı:

?Güneşin yedi rengi var

Ülkemin yedi baharı

Halkımın tüm çocukları

Artık doğuştan Anap’lı

Anaplıyız, Anaplı,

Biz farklıyız, çok farklı,

Mesut Yılmaz bizimle

İktidara kanatlı?

Sezen Aksu?nun Gülümse albümünde bulunan Hadi Bakalım şarkısını da kapmıştı Anap. ?Anap?ımız var bir de başkanımız var, ne yok?? diye soruyorlardı günde beş posta parti minibüslerinden. Overlok makinesi gibi demokrasi de ayağımıza gelmişti, daha ne olsundu?

Partinin ambleminde bulunan Türkiye haritasının bal peteği şeklinde olması, üstünde bulunan arı, Arı Maya?yı hatırlatsa da sonradan tribün şarkısı olan ?arım balım peteğim? şarkısı da demokrasiden nasibini alarak, ?Anavatan dileğim? diye ekini alıyor ve seçim şarkısı oluyordu.

Seçim şarkıları o kadar çok işe yarıyor, kitleleri o kadar çok peşinden sürüklüyordu ki, her parti bu işe yavaş yavaş ısınmaya başlamıştı. Adayın adı soyadı, seçim sloganı ölçüye sığmasa da, sığdırılmaya çalışılıyor, zorlama şarkılar bütün bir gün boyunca hoparlörlerden kulağımızı tırmalıyordu. En acıklı durum ise seçim otobüsünün üstünde ölçüye zorla sığdırılmış sözleri dinleyerek coşkulu olmaya çalışan siyasetçinin durumuydu. Özellikle sol partilerin şarkıları, marşla karışık ?saunndddları? ve söyleyecek çok şeyi olduğundan, bazen de kafası karışık olduğundan söyleyeceklerini bir paragrafta anlatan kitle sloganları gibi, sonuna gelindiğinde başı unutulan metinler halindeydi. Öyle ki şarkıları ezberleyen doğrudan solcu olabiliyordu.

CHP?nin olağan kurultay yapamadığı, her kurultayında başka bir formül denediği yıllarda, gökyüzünden yeryüzüne inen bir kurtarıcı gibi kurultay salonuna kurulan platformdan un dos tres şarkısı eşliğinde Ricky Martin edasıyla inen Deniz Baykal, genç ve dinamik havasıyla yeni dünya soluna göz kırparken, Anadolu Solu projesine de nanik yapıyordu bir bakıma.

En son genel seçimlerde davulu, zurnasıyla yeri göğü inleterek ?aynı bağın gülüyüz biz, haydi bir daha? diye mevzuya giren Ak Parti?ye ise CHP?den şöyle bir yanıt gelmişti: Tövbe bi daha!

?Düşünme nedir diye vur mührü Ak Partiye? mısralarını ana muhalefet partisi Cehape değil, bizzat Ak Partililer söylüyordu, muktedir bize ergen sevgili muamelesi yaparak, ?sen o güzel aklını böyle şeylere yorma hayatım, mührünü vur geç? diyordu.

Numan Kurtulmuş kurtulmadan önce antikapitalist Müslüman janrına yakın bir duruşla kokusu ve dokusu sol bir marşa benzeyen ?zalimlerin ensesinde yoksulların nefesi? gibi sözleri olan seçim şarkılarıyla hitap ediyordu kitlelere. Seçimin en az iki farklı seçenek arasından yapılabileceğini vurgulamak isteyen Saadet Partisi de şöyle diyordu: ?Seninle benim aramda kocaman bir fark var!?

CHP Kurultay?ında Deniz Baykal?la kavga eden Sarıgül ise gittiği her yerde İzel?in ?Denizleri aş da gel, kurbanın olam? şarkısı terennüm edilerek karşılanıyordu. Sözler hayli manidardı, ancak Sarıgül?ün tek şarkısı bu değildi. Seçim otobüsünün üstüne çıkmadan önce, kendisini takdim edecek sunucuya hangi şarkıyı nerede girmesi gerektiğini ince ince anlatması ile meşhur olan Sarıgül?e ?Kurban ola, kurban ola Sarıgül? isimli erken başyapıtı ezberden okuyan sunucunun halleri gibi bir şey işte siyaset dediğin.

?Ülkemin her yanına

Kuzusuna kurduna

Gürcüsüne, Lazına,

Alevi, Sünnisine

Kurban ola, kurban ola Sarıgül?

?Korkutamazsın beni

Yıldıramazsın beni

Benim yolum hizmet yolu

Döndüremezsin beni?

Yoksa sizin hala bir seçim şarkınız yok mu? Adınız soyadınız ve dahi sloganınız ölçüye itinayla sığdırılır. Siz yeter ki cıstaklı şarkınızı seçin. O zaman tüm sevip de kavuşamayanlar için gelsin: yaptığına şantaj denir, böyle aşka montaj denir. Şantaj, montaj, şantaj, montaşşşş!

 

Bu yazı ilk olarak Yeni Harman’da yayınlandı. Yazarın izniyle burada da yayınlanıyor… 

Enhanced by Zemanta

Tagged in: , , , ,

%d bloggers like this: