Ayşe Özer: KADININ YALIN HALİ

Posted by on December 11th, 2013
Stored in Ayşe Özer, Contributors, TURKISH, Turkish women

Share this post with Digg

KADININ YALIN HALİ

Bünyesine bir sözcük dahi alamayacak kadar tam ve bütün müdür artık? Dengeler adına silahsız bırakılmış bir militan gibi şair olmayı seçer belki de. En fazla ikinci sınıf bir türkü barda kendi kendine vokal yapan bir şarkıcı gibi leyli de yar loylu da yar. Yanındaki bütün sandalyelerin boş olduğu hayli birinci sınıf bir lokantada kimseyle göz göze gelmemek için okuduğu gazetesini indirdiğinde ?masayı çok meşgul ettin? bakışını tanır şef garsonun gözünde. Nasıl ki fuhuşun felsefesini yapmak yerine namusun bekçiliğini yapmayı seçmiştir seçici geçirgen çoğunluk, yalnızlığın felsefesini de kadına bırakır. Felsefenin eylemi içine almasına izin vermez, arkadan fermuarlı elbiselerinin fermuarını kapatabilmek için uzun kurdeleler bağlar o da. Evet, yalnızlık kadına mahsustur.

Yalnızlık bir yolculuksa o yol kadının kendisine çıkar. Dünyaya Ay?dan bakar gibi kendine bakabilir böylece. Özgürlüğünün bedeli hep yalnızlık olur kadının. Özgürleştikçe yalnızlaşan, yalnızlaştıkça özgürleşen. Yalınlıktan gelir nasılsa kelimenin kökü. Etimoloji tesadüfleri sevmez, velakin sefil bir bilim olabilir çoğu zaman.

?Yalnız Kadınlar Sokağı var mı?? Sorusunun yanıtı hep olumsuzdur kitapçılarda. Kitabın stokları tükenmiş. Tükenir elbet. Yalnız kadınlar tükenmez. Neredeyse her sokak yalnız kadınlar sokağı artık. Belediye adresler karışmasın diye her birine numara vermeli. Best seller olmuştur kitap. Kadının yalın hali yok satmaktadır. Kitabın sorulduğu kitapçıların yüzünde bildik bir gülümseme. Bu bakışları bir yerlerden hatırlar kadın. Mesela benzincide, oto sanayide, futbol maçında, araba yıkama servislerinde, araç muayene istasyonlarında, araba park ederken, erkek iktidar alanlarında yani her yerde, sesini biraz fazla çıkardığı, orada olmaması gerektiği halde olduğu her yerde vardır bu gülümseme. Hem kadınların hem de erkeklerin yüzünde olur. Oysa başında sinek kadar kocası olduğu halde yalnız olan ne kadar çok kadın vardır. Kendi içinde yalnız. Kendini bile bulamadığından. Kadının kadınlığından değil, yalnızlığından erkeğin faydalanması olabilir evlilik çoğu kez.

-Doğru dürüst uyuyamıyorum doktor.

-Peki, horluyor musunuz?

-Bilmiyorum uykuma tanık olan kimse yok ki.

Uykusuna tanık olan kimsesi olmamaktır yalnızlık. Hani o kimsesizlerin kimsesi cumhuriyetin-her şeyi devletten de beklememek lazım gerçi- ve onun Fransa?dan önce bizlere verdiği seçme ve seçilme hakkının kurtaramadığı. ?Kurtardığın Türk kadını sana bağlılığını sunar? madalyonları vardı eskiden. Ha işte o madalyonun bir de öbür yüzü var. Sokakta ?gelsin koca, gelsin devlet? diye bağırır kadın örgütleri ?Asla yalnız yürümeyeceksin? der bir spor kulübünün sloganıyla, oysa o düşük desibelli sesler bir futbol kulübünü cezalandırmak için kullanılır ancak. ?Gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar yeryüzünde sizin kadar yalnızım? şarkısının nakaratını tribün coşkusuyla ve taraftar sesiyle söyleyecek kadar büyük bir kitledir artık yalnız kadınlar. Yalnızlık çok seslidir.

Beyaz dantel gecelikli, narin vücutlu, veremli kadınlar olurdu o eski zaman filmlerinde. Sevdiği adamın terk ettiği kadın verem olur, kan tükürürdü ipek mendillere. O zarafet de yoktur modern zamanlardaki kadının yalnızlığında. Kimse elinden tutmadığı için topuklu pabuçlarının üzerinde, kendi ayakları üzerinde durmaktan parmak uçları nasırlı, bakışlar hep ufka kenetli.  Bir narin ince porselen fincandı kadın, biri onu hunharca aldı kutunun içinden, bir antikacıda umursanmamış olmanın hüznüyle kırık parçaları bir lavanta kesesinin içindedir şimdi.

Yalnızken biri daha büyür içinde. Lamba cini gibi ikide bir çıkıp dile benden ne dilersen der. Haydi şımart kendini. Ya da dik dur der ona işyerinde tacize uğradığında. O içindeki her kimse kadın değil. Kendisine sahip çıksın diye var ettiği hermafrodit bir varlık sanki.

Hay o biyolojik saatin zembereğine! Biyolojik saat bas bas bağırırken kentli bile olsa evlenmeden çocuk yapamadığından kadın, gerekli spermi elde ettikten sonra boşar kocasını ve yalnız kalır yine. Kocasının soyadıyla meşhur olmuş bir aktrist ise erkek tarafı dava açar, ?zinhar bizden değildir? der. Tek başına ayakta durabilme yetisi ile yaratılmıştır da erkeğin kaburgasından, dişlerindeki elma kokusu büyük günahını hatırlatmaktadır her öpüşünde. Erkeğin özgürlüğü çok eşlilikle, kadının özgürlüğü yalnızlıkla bir aradadır.

Bir şairin cümlelerini düzeltemez bir bilgisayar programı. Altını kırmızıyla çizer durur da, o yüklemsiz tümceler hep yüklemsiz kalır. Yüklemsiz tümceler gibi altını çizer toplum yalnız kadınların. Önemli yerlerin altını çizer gibi makyaj yapar kadın da. Saklamak ister hayatın yorgunluğunu. Sonra mutfakta bir kavanoz düşer, kırılır. Kadın ağlamaya başlar. Neye ağlıyorsa ona ağlayamaz genellikle. Kendini kullanılmamış hisseder. Var ettikleri ile var olamamanın acısıyla, kendi kendine yalan söylemeye başladığından bu yana kimseye inanmadığından içli içli ağlar kavanozun kırılışına. Sessizliğin sesinden ürküp de, ses olsun diye açtığı televizyonda bir izdivaç programı: elinde mikrofon tutan bir adam, ekranın yan tarafında 35 yaşında olduğu, evinin arabasının olduğu yazılı. 20-25 yaşlarında bir kız arayası. En az on yaş fark olsun tabii ki, kendine baksın kadın da. Her gece ağlayarak uyuyan bir kadına göz çevresi kremi neylesin. Herkesin giderli şarkılardan nasibini aldığı bir dönemde aşk için, aşkla, aşk şiiri yazamaz artık kimse. ?Bir kedim bile yok anlıyor musun?? diye şarkı söyleyen kadının bahçesine bir dolu kedicik bırakılır sonra. Kedi senin köpeğin olsun be abla! Severiz biz kelimenin ilk anlamını. Kavramlar düşer, el yordamıyla karanlıkta bulduğu kırıntıları aşk zanneder bazen kadın da. Sevgi Soysal?ın Tante Rosa?sı gibi 12 öyküde tamamlanır bazen kadınca bilemeyişleri. Bazen yazsan roman olur.

Kadının, kadınlığın yalın halinde bir gizli özne vardır muhakkak. O yüklemsiz tümcenin altını bütün yazı programları çizse de, şair orada çok şey demek istemiştir. O büyük mısraın şairi de sadece o mısraın yanına imza atmış, ?bu benimdir? demişse bir bildiği vardır. ?Bu yalnızlık benim ilişmeyin?. Bu da benim, ilişmeyin.

Tagged in:

%d bloggers like this: