Ben 13 yaşındayken adet olduğumda bütün arkadaşlarım benden önce bu ?kadınlık? mertebesine ulaştığından ve ben zaten onlardan ne olup bittiğini öğrendiğimden korkmak aklıma bile gelmemişti. Tabi o zaman ?kadın? olmanın nasıl bir şey olduğundan bihaber olduğumdan adeti kız arkadaşlarım arasında bir yükselme ve beden eğitimi derslerinden izinli olmaktan ibaret bir şey sanıyordum.

Konu bu değil tabi; ben gece yarısı yatağımdan kalkıp tuvalete gittiğimde başıma gelen şeyden haberdardım, o kadar çok konuşulmuştu yani. Annemi uyandırıp uyandırmamak konusunda kararsız kaldığımı hatırlıyorum. O kadar da önemli bir şey değildi aslında benim için, ama o meşhur tokadı geceden yiyip üzerine uyumak daha mantıklı geldi sanıyorum o noktada. Modernlikle geleneksellik arasında tatlı tatlı iki arada bir derede kalmış annemi kaldırdım, mini tokadımı yedim, uzun bir sarılma gözyaşlarıyla geçen ped kullanımı konusundaki geceyarısı eğitiminden sonra gidip yattık. Sabah kalkınca annem benden önce kalkıp kahvaltımı hazırlamış; yanıma pedler, ağrı kesiciler verildi, okula yollandım. 1999 senesiydi, bahardı. Ben 13 yaşındaydım.

O gün okulda tabi hemen en yakın kız arkadaşlara müjdeli haber verildi, birkaç ped hunharca katledildi, karnım ağrıyor şikayetleri yapıldı ve gün bitti. ?Vay be, aylardır kendimi hazırladığım şey bu muymuş? diye düşündüğümü hatırlıyorum. Adet olmanın herkes için neden o kadar önemli olduğunu anlayamamıştım. Hala da anlayamam ya, neyse.

Benim bu adet merasimimden aylar önce annemin arkadaşlarının yanında ?millet oğlunun sünnetini kutluyor, ben de kızlarımın adetini parti verip kutlayacağım. Benim kızlarımın erkek çocuklardan ne eksiği var!? diye çıkıntılık yaptığına şahit olmuştum. Adet kutlanacak bir şey miydi? Sünnetten daha çok kutlanası bir şey olmadığından emindim. Aslında o yaşta sünnetin neden yapıldığını da tam anlayamıyordum, ki bizimkiler sünnet düğünlerine de pek iştirak etmezlerdi.

Akşam oldu, kapı çaldı. Bizim evde anne baba eve geldiğinde işi gücü bırakıp kapıda karşılarsın, bizim evin olayı budur. Eve herkes anahtarıyla girer, ama kapıyı açtığında ev ahalisini kapıda hazır bulur. O gün babamı da öyle karşıladık, her normal gün olduğu gibi. Babam elinde pastayla geldi, bana sarıldı, beni öptü. Ben tabi tam anlamıyorum ne olduğunu, ?o pasta niye? diye sordum. ?Seni kutluyoruz? dedi. Sakince. Güldü sonra, bir daha sarıldı. Peki ben yaptım? İnanılmaz utandım, gülerek odama kaçtım. Neden? Çünkü adet utanılacak bir şey olmalıydı, hep öyle konuşmuştuk. Bir taraftan da babamın bu yaptığı şey beni ne kadar rahatlattı anlatamam. Çok kısa bir süre sonra odamdan çıktım, beraberce önce akşam yemeğini, arkasından da babamın demesiyle ?adet pastamı? afiyetle yedik. Ve ben bugüne kadar ne kadar şanslı bir çocuk olduğumu bir kere düşünmedim. Böyle bir babaya sahip olduğum için dünyanın en şanslı kız çocuğuymuşum meğer.

Screen shot 2013-10-07 at 10.53.01 PM

Bunları neden yazıyorum? http://www.5harfliler.com/selam-facebook-kizim-adet-gordu/ linkinde, kızının adet görmesini sevinçle Facebook?a yazdığı için sosyal medyatik bir lince maruz kalan bir babanın hikayesi var. Yazık ki babam Facebook?u pek kullanamıyor; kullanabiliyor olsa da kızlarının adet olmasını oradan arkadaşlarıyla paylaşmazdı diye tahmin ediyorum. Sosyal medyatik lincin sebeplerinden biri bu haberin bu kadar aleni kutlanıyor olması zira. Bu bir tercih, orasını belki eleştirebilirsiniz. Ama bir babanın, kızı adet olduğu için utanmayıp da bunu kutladığı için linç edilmesi söz konusuysa orada duracaksınız.

Size birazcık adet olmaktan bahsetmek isterim. Bazı kadınlarda 2-3 gün, bazılarında ise bir haftadan uzun sürebilen adet, hormonel ve dolayısıyla duygusal dalgalanmalarla, sivilcelerle, kramplarla gelir. Bir dönem doymak bilmeyebilirsiniz, bazen ise mide bulantısı yapar. Bazı kadınlar adet dönemlerinde yataktan çıkamayacak kadar acı çeker. Bazılarıysa tansiyon düşüklüğü, halsizlik gibi daha ?hafif? emarelerle geçirir bu dönemi. ?Bu dönemi? deyip geçtiğimiz dönem, sağlıklı bir kadında 40-50 sene sürüyor. ?Ey erkekler, birazcık anlayabiliyor musunuz bir kadının yaşadıklarını? diyecek değilim, anlayacak adam zaten bunu okumadan da anlardı. Her neyse.

Bir kız çocuğu, üstelik adet dönemi konusunda benim aksime hiç bilgilendirilmemiş bir kız çocuğu, ansızın iççamaşırında bir kan lekesiyle karşılaşırsa ne yapar? Ben söyleyeyim: Korkudan ödü patlar. O kadar çok korkar ki, bunu kimseyle paylaşamaz. Utanır. Utancından susar.

Sünnetle adet olmayı karşılaştırmışlar mesela, keşke yapmasalardı, o kadar farklı iki konu ki birbirinden, nasıl bir karşılaştırmaya konu olduklarını anlamak dahi mümkün değil. Bir kere sünnet, dinen bir gereklilik olabilir, sağlık sebebiyle yapılıyor olabilir, başka nedenlerle tercih ediliyor da olabilir, ama kabul edelim, bir zorunluluk değil. Dilerseniz mesela, sünnet kararını oğlunuza bırakabilirsiniz: Diyebilirsiniz ki, ben oğlum 18 yaşına gelene kadar bekleyeceğim, kendisi karar versin sünnet olup olmamaya. Ya da oğlunuz bunu anımsamayacağı bir yaştayken yaptırabilirsiniz. Veya oğlunuzu sünnet ettirip bir de adına sünnet düğünü denilen bir parti yapıp bu sünnet aksiyonunu eşe dosta duyurabilirsiniz. Hepsi sizin elinizde, hepsi seçimlik hak. Oysa adet, kadın fizyolojisinin getirdiği doğal bir sonuç, bir gereklilik, olmadığında bir problem, bir sorun olduğu düşünülen, gecikmesi halinde bir sıkıntının varlığına yorulan bir netice. Yani bi tercih değil.

İkincisi sünnet, eğer yaptırılacaksa ve oğlan çocuğu bunu anlayabilecek bir yaştaysa, haftalar hatta aylar öncesinden başlayan bir hazırlık silsilesi ile çocuğa duyurulur. Çocuk istemli veya istemsizce kendini bu sürece hazırlar, başına gelecekten haberdardır. Üstelik yalnızca ?pipisine? ne olacağını değil, sünnet işleminden sonra elde edeceği faydaları da bilir. Kendisi adına bir sünnet düğünü yapılacağını, tanıdıkların kendisine hediyeler getireceğini, arkadaşlarının eğlenmek ve kendisini kutlamak için yanında bulunacağını bilir. O pipinin kesilmesiyle en azından bir süre kral olacağından emindir. Üstelik ?erkek? olacaktır, adam mertebesine erişecektir, artık çocuk olmayacaktır, onun da sözü dinlenecektir. Oysa adet ansızın gelir, haber vermez. Bir gece uykunuzdan uyanırsınız, bir sabah kalkarsınız, bir gün tuvalete gidersiniz ve oradadır, olmuştur. Üstelik artık çocukluk bitmiştir; ?kadın? olmanın tüm ceremesi o kız çocuğunun omuzlarındadır. Evlendirilebilir, çocuk doğurabilir. Doya doya ikinci sınıf insan olmayı hak etmiştir artık. Erkekler tarafından mütemadiyen ezilmeyi, taciz edilmeyi, aşağılanmayı hak etmiştir. Buna hazırlanmayan kız çocuğunun şokunu düşünebiliyor musunuz? Yaşça büyük kadınlar, genelde anneler adet olan kız çocuklarına neden tokat atarlar bilir misiniz? Kız çocuğu ilk şoku atlatsın diye. Yani kız çocuğu, hazırlıksız yakalandığı bu süreçten bir tokatla, silkinerek çıkabilir ancak. Ansızın gelen ilk kan kız çocuğunu bu denli şoka sokarken, o kız çocuğu yıllar geçtikçe bir de kadın olmanın ne demek olduğunu öğrenmek zorunda. Neden? Çünkü adet oluyor. Bu kadar basit işte.

Hal böyle iken, bir zorunluluğu yaşamakla mükellef, üstelik bir de hazırlık yapma imkanından yoksun kız çocuğunun bir de babasının kendisinden utandığını düşünebiliyor musunuz? Siz diyorsunuz ki, ?utanılacak bir meselenin bu kadar ulu orta yaşanması en basit tabirle terbiyesizliktir?. Yani diyorsunuz ki, bir kadının adet olması utanılacak bir mesele, babası adet olan kızından utanmakla yükümlüdür. Neden? Elimizde olmayan fizyolojik bir durumu yaşamakla mükellef olduğumuz için, bu fizyolojik durumu üstelik her ay acılar içinde geçirmekle zorunlu olduğumuz için yeterince sıkıntıya girmiyor muyuz? Doğurganlığımızı muhafaza etmek için çektiğimiz acı size yeterli gelmiyor mu? Hadi diyelim sizin küçük beyniniz, olmayan mantığınız kızlarınızı sevmenize engel; kızını seven, ona saygı duyan, şevkat besleyen ve ondan utanmayan bir babanın varlığına da mı tahammül edemiyorsunuz? Edemiyorsunuz işte. Yazıklar olsun.

Kadın olmak başlı başına bir mesele, kendi kendine bile oldukça zor. Lütfen, rica ediyoruz, bu durumu bizler için daha da zorlaştırmayın. Aynı tür içinde iki farklı cinsiz, binlerce yıl geçti, artık bu durumu kabullenmeniz ve kendi işinize bakmanız bu kadar zor mu? İnsan gerçekten hayret ediyor. Kadınları kabullenmek bu kadar zor olmamalı, yapmayın lütfen, rica ediyoruz.

Tagged in:

  • Kumeyhu

    Çok güzel bir yazı -fakat “sünnet” konusunda laf sokulduğunu düşünüyorum; “Oğlumun sünnetini paylaşabilirim değil mi?” “Oğlum sünnet olsaydı yine bu benim özelim mi olacaktı, ve aynı tepkiyi mi verecektiniz” çıkarımı yaptım şahsen.Yazan babanız mı bilmiyorum ama..Maalesef o “karşı çıkanlar”, ailelerinde korkuyla büyümüş kişiler..Annelerinde de suç var; yetiştirememişler.Babanız da nasıl şanslıymış ki bilgili bir anne tarafından yetiştirilmiş.

    • Yazı bir okur tarafından gönderildi. Yorumunuzu kendisine iletiyorum.

  • Miherser As

    akşam eve bir kilo baklava(Antepliyim) alarak girdim ve bu senin için dedim kardeşin(ikizi) için ise yaş pasta alırım dedim. Kızımın özgüvenini bakışlarında ve yanaklarındaki gülüşte farkettim. Ertesi sabah balık aldım eşim içki içmemesine rağmen şarap aldım ve annenizle bunu akşam kutlayacağız dedim.
    Buraya kadar her şey mükemmel de face de paylaşmam kızlarımın toplumu ve hayata daha iyi tanıma ve anlamalarına sebep oldu.
    Facebook?da hayatımdaki önemli olayları genelde paylaşırım. Zeten çocukluğumdan beri de paylaşmayı seven bir insanım. Bu da onlardan biriydi.
    İletiyi paylaştıktan biraz sonra kız kardeşim aradı ve beni kınayarak hemen kaldırmamı rica etti. Kardeşime de baskı yapan yiğenim 30 yaşında akademik kariyeri olan bir bilim kadını. Paylaşımımın normal olduğunu kimin ne yorumda bulunacağının da umurumda olmadığını söyledim o gün.
    Pazartesi kızım aradı ve titrek bir kızgın bir tonla ?benim özelimi facebook da paylaşmışsın? dedi. ?Bu benim özelim lütfen silermisin? dedi.
    Öyle dediği için paylaşımımı kaldırdım. Sonra kızımla bu konuyu konuştuk, yani toplumumuzu..
    Kızım alt komşumuzdan öğreniyor paylaşımımı, muhtemelende babası evde eşi ile bu konuyu konuşmuş kınamış olacak ki oda olumsuz bir şey gibi arkadaşına söylemiş.
    Ben paylaşımımın arkadaş listemdeki kişilerle sınırlı olduğunu düşünürken bir arkadaşım az önce sosyal medyanın diğer alanlarında da paylaşıldığını öğrendim. Nası servis edildiğini bilmiyorum ama sanal ortamda her paylaşımımın sınırlı gözükse de genele açık olduğunun bilincindeyim.
    Özellikle ekşisözlük de ki yorumları mizahi ve toplumun dışa vuramadığı saldırganlık olarak gördüğüm için de hoş görüyorum. Bizim ülkede bir Fenerbahçe, Galatasaray taraftarı olmak dahi küfür ve hakaretlerle karşılanıyorsa benim paylaşımımın da bu tür tepkilere maruz kalmasını doğal karşılıyorum.

  • nesat

    Hiçbir yorumda utanılacak bir durum denmemiş her yorumda paylaşılmasına laf edilmiş. “hayırlı olsun da keşke bunu ulu orta paylaşmasaydın” denmiş. Kızın ilk adetini daha kolay atlatabilmesi için kıza hediye almanın kutlamanın çok iyi olduğunu düşünüyorum ama bunu facebookta paylaşmanın mantığını çözebilmiş değilim. Hadi kızım biraz daha büyüdü ergenliğe girdi diye paylaşılmış olsun diyelim, e o zaman erkekte de ergenliğe girince “bizimkini geçen yakaladım, büyümüş kerata” diye mi paylaşılacak.

    Rencide edici yorumlar ne kadar yanlışsa sizin insanları anlamadan ve düşünmeden “moderncilik” adı altında yargılamanız da o kadar yanlış bence

  • Pingback: Menstruation is Nothing to be Ashamed of! | Istanbul Hollaback!()

  • Pingback: “Bugün benim için anlamlı bir gün, kızım adet gördü..” | Istanbul Hollaback!()

%d bloggers like this: