Share this post with Digg

Realpolitik ve yeni ahlâk

Max Weber

Max Weber (Photo credit: Wikipedia)

 

 

İddia ve ikaz mealen şu: İstikbal, ?aydınların kafasındaki? kanaat ve taleplerle, makul de olsalar, şekillenmeyecek. Onlar temsiliyeti ve meşruiyeti olmayan azınlık. Son on yıldır demokrasinin derecesini belirlemiş olan çoğunluk artık Kürtlerin uhuvvetiyle ezici çoğunluk oldu. Temsilcilerinin alacağı her karar meşrudur zira temsiliyet azamîdir. Azınlıkta kalanlara sadece tahammül etmek düşer.

 

 

 

Bu siyasetin tarihî dayanağı, ?Kürt?, ?Türk? hatta ?İslâm? tanımlamaları. Ve bunlar üzerine bina edilen ?Bin yıllık İslâm kardeşliği?, ?Çaldıran?dan Çanakkale?ye silâh kardeşliği?, ?Omuz omuza mücadele ederek kurulan Cumhuriyet? destanlarının oluşturduğu ?Yeni Tarih Tezi? ve ?Büyük Sünnî Barışı?.

 

 

 

Kadim zamanlara uzanan, yekpâre, homojen Kürt ve Türk ulusları ile yekvücut bir İslâm cemaati, yani anti-tarih?

 

 

 

Bir-iki hususu hatırlatmak kâfi: Kürtlerle Türklerin, Türk ulusunun yoktan var edildiği dönemdeki fâni birlikteliği Sünnî İslâm temelinde yükseldi ve önce gayrimüslimleri yok etti. Ekrâd ile Etrak birleşince nelere kâdir olduklarını en iyi Ermenilerle Süryaniler bilir. Aynı ulus ardından Alevîleri ve Kürtleri yok saydı. Sonuçta Kürt kimlik mücadelesinin neşet ettiği yer, din kardeşliği üzerinden dayatılan Türklük.

 

 

 

Güncel dayanağı ise çoğunluğu yönetenlerin ?bu durumda iki liderin? tayin edip bahşettiği, çoğunluğun da şükretmek zorunda olduğu realpolitik. Başka türlü söylersek, ?halk bu kadar hakla tatmin olur, daha fazlasını da kaldıramaz? ikazı ve ?Başbakan ile Önder ne diyorlarsa o olacak? tevekkülü. Kitabî olarak söylersek, Max Weber?in ?Meslek Olarak Siyaset? ve ?Meslek Olarak Bilim? adlı iki temel risalesindeki ?siyasî sorumluluk ahlâkının? Türkçe meali.

 

 

 

Yalnız, Weber?in irdelediği sorumluk ahlâkının yanında bir de bilgi kaynaklı kanaat ahlâkı var ki içinde bulunduğumuz yeni dönem, istisnaî de olsa bu iki ahlâkın bir arada okunmasının gerekliliğine işaret ediyor. Bu, aydın telaşı değil, zaruret.

 

 

 

Kanaat ahlâkının işlevi

Türk odlikoval zaslu?ne za povezovanje Slovenc...

Türk odlikoval zaslu?ne za povezovanje Slovencev po svetu (Photo credit: ?i?ko)

 

 

Zira bu noktaya, bugüne kadar uygulanan siyasî gerçekçiliğin ya da realpolitikanın sınırlarına dayandığımız için gelmedik mi? Kürt çatışmasında siyasî sorumluluk adına inkârı, askerî yöntem ve dili dayatan siyasetin tükenmesiyle başlamadı mı bu dönem?

 

 

 

Dolayısıyla, AK Partinin on yıllık iktidarından çok daha gerilere giden siyasî ezber bozulmadan yeni dönemi kotarmak mümkün mü? Ezber bozulmadan yüzleşme, helalleşme mümkün mü?

 

 

 

Herhalde en fazla aykırı düşünceye, müzakereye, bilgi alışverişine ihtiyacımız olacak dönem şimdi başlıyor. Çünkü biz bu mevzuları bilmiyoruz, yeni öğreniyoruz. Herşeyden önce müzakere bilmiyoruz. Çekilme nasıl olur, silâh nasıl bırakılır, silâhı bırakan nasıl yaşar, bilmiyoruz. Bölge duyunca aklımıza bölünmek geliyor. Adem-i merkeziyet, denge denetlemeden bihaberiz. Mağdurların dertlerine deva nasıl olunur bilmiyoruz. Başka bir dilde eğitim öğretim nasıl yapılır bilmiyoruz?

 

 

 

Sonuçta yeni dönem, sorumluluğun kanaatle beslendiği yeni bir ahlâka işaret ediyor. Barışın olduğu kadar siyasetin bekası için?

 

 

 

Ve belki Pandora?nın kutusu esas şimdi açılıyor. Zira Kürt çatışmasının çözümü ve barış, savaşla yüzleşmek demek. Kürtlerin neden ayaklandıklarını anlamak demek. İttihatçı Kemalist ideolojinin emrettiği ana ezberlerden birini daha bozmak demek. Kürtleri siyasete dâhil etmek ise Türkiyelileşmelerinin önünü açmak ve siyasetin meşruiyet alanını genişletmek anlamına geliyor.

 

Şifa sürecinin önünü almak mümkün değil. Bunun arkası gelecek.  Kürtlerin başına ve giderek bütün memleketin başına gelenleri idrak etmeye başlayınca bunun berisindeki felâketleri de idrak etmenin önü açılıyor. Anadolu?nun gayrimüslim halklarının başına gelenleri, ardından Alevîlerin çektiklerini?

 

 

 

Merak edilmesin, onun adına siyasî sorumluluktan dem vurulan, daha fazlasını hazmedemez denen muhafazakâr halk bugüne kadar okuduğu gazeteden artık hakikati okuduğunda neyin ne olduğunu gayet iyi anlıyor.

 

 

 

Tekrarda fayda var. Mütedeyyinler ve AK Partiİttihatçı/Kemalist ideolojinin gayrimüslimleri, Türk ya da Sünnî olmayan Müslümanları en az kendileri kadar gayrimeşrulaştırdığını ne kadar çok anlar, çekilen acı ve hakikatlerin ortaya çıkmasına ne kadar önayak olur, adaletsizliklere tüm dışlanmışlarla birlikte ne çareler bulur ve böylece bu ideolojilerden ne kadar uzaklaşılırsa demokrasi bu topraklara o ölçüde yerleşecek.Yeni ahlâk herhalde bu temelde yükselecek.

 

Bu yazı ilk olarak Taraf’ta yayınlandı. Yazarın izniyle burada da yayınlanıyor…

Enhanced by Zemanta

Tagged in: , , , , , , , , , ,

%d bloggers like this: