Share this post with Digg

GÜVERCİN

Barışın simgesi güvercinler, eskiden haber uçurmak için kullanılırmış. İnce bacaklarına bağlanan dürülmüş kağıtlar bulurmuş hedefini. O haber uçuranlardan biri, ?bir güvercin tedirginliği yaşıyorum? demişti sokak ortasında sırtından vurulmadan önce. Daha sonra onu vuran çocuk ?ben olsa olsa yüzde yirmi bir suçluyum? demişti. Matematik zekası iyiydi çocuğun ki bu kadar ince bir hesap yapabilmişti. Okusaydı büyük adam olabilirdi. Samast markasının tescilini istediler Patent Enstitüsünden, belki de o markayla beyaz bereler üreteceklerdi. Belki de tabanca. Nasılsa her arz kendi talebini yaratırdı. Faşizme ekmek mi yoktu?

Bir bebekten yaratılan katilin ülkesinde alarm sistemi satmak için önce mahalledeki evlerden biri soyulur ve gözdağı verilirdi. İşler böyle yürüyordu ya kimse yadırgamıyordu. Ruh halimizin güvercin tedirginliği yüreğimiz ağzımızda gezdiriyordu bizi, ağızdaki yürek daha çok üretiyordu velakin. Kalp atım sayısı arttıkça kanlanıyordu beyin, düşünenlerin düşüncesi ağızlarından değil, yüreklerinden çıkıyordu turna avazıyla. Azad edilmişti bir kez iman tahtasının altındaki güvercin.

Güvercinler balkonuma yuva yapmışlar ben şehir dışındayken. Üzerlerini örttüm, üşümesinler.

Tagged in: ,

%d bloggers like this: