?Uçmayı Öğrenmeye Çalışırken Yere Çakılan Adam?

Evinde mutluydu adam. Evinde iyiydi. Tamamdı. Çok beklentisi yoktu yaşamdan. Ya da vardı da çaktırmıyordu. Bir film ve bir kahve veriyordun eline, ondan iyisi yoktu. Hatta onları bile eline vermene gerek yok. Kendi hazırlardı. İşi ne?

Arkadaşları vardı bu adamın. Sevmesine severdi. Ama başka yelkenlere açılmak gerekliydi bazen. Başka arkadaşlar, başka ortam… Bir gün gitti evden, başka bir eve geçti. Başka eve geçince arkadaşları da değişti. Ortamı da değişti. Hayatını yeniden inşa etti bu adam. Bu yeni hayatın tadını alıyordu adam. ?Yapamazsın, beceremezsin, tutunamazsın sen oralarda…? diyenlere inat öyle bir tutunuyordu ki, görenler şaşırıyordu. Arınıyordu ruhu. Yeni evini ve arkadaşlarını çok sevmişti. Çok daha içten ve samimi gelmişti onlar… Yüzü gülüyordu. Yaslandı, çok yaslandı. Sırtını dayadı onlara. Çok mutluydu. Sonra biri pat diye çekildi dayandığı kişi oradan. Kafa üstü yere çakıldı. Ne olduğunu anlayamadı. Diğer arkadaşları da kahkahayla gülüyordu. Halbuki esas evinde, esas çevresinde gülmezlerdi. Yalandan da olsa, destek olurlardı. Standarttan şaşmamalı mıydı? Beyni acıyordu… Evine döndü.



Yavaş yavaş arındı ruhu. Düzeldi beyni. ?Zaten gerçek evim değildi.?dedi beyni sarsılmış adam. ?Artık daha az şeyle, daha mutlu olacağım.? Dedi. Çok az şey. Telefon kullanmıyordu. Gezmiyordu. Film izlemiyordu. Sahi ne yapıyordu bu adam? Yoksa depresyondaydı da çaktırmıyor muydu?


Gökten bir melek indi. Ahiret inancı çok sağlam değildi. O yüzden rüyada olduğunu sanıyordu. Ya da beyin sarsıntısının etkileri hala sürüyor, halüsinasyon görüyordu. Çok iyi davranıyordu bu melek, bizim faniye. Bizim fani, o kadar hiçbir şeye inanamaz haldeydi ki artık, o meleğin yok olacağını biliyordu. O konuştukça, açıldıkça karşılık veriyordu. Ama biliyordu, her melek gibi kanatlanıp, uçup gidecekti elbet. Diğer ?kelek?ler de beynini kemirmeye devam ediyordu. Huzura varamıyordu. Cennette cehennemi izlemek gibiydi hayatı. Meleğe çok yüz falan vermedi. Verdi de, yalandan… Çünkü faniler giderken, onun gitmemesi imkansızdı.

Bu sıradan adama muhteşem davranıyordu melek. Gözyaşları döküyordu melek. Artık teslim olmalıydı fani. Yanında olmalıydı onun. Melekler ağlar mı hiç? Başta o gözyaşlarından korktu. Adam saçmaydı. Neyden korkup, neyi seveceğini bilemeyecek kadar afallamıştı çünkü. Sevdi meleği. Çok sevdi. Kendini de bir halt sanmaya başladı. Çünkü bir melek seviyordu onu. İnsan değil.

Sonra bir gün uyandı. Melek ?Ben gidiyorum. Benim burada görevim bitti.? Dedi. ?Görev mi? Ama gözyaşların? Ama planlarımız? Birlikte dünyamızı inşa edecektik? Güzel olacaktı herşey? Planlar vardı, hayaller vardı? Nasıl yani?? Cevap vermedi melek. Son iki damla gözyaşı akıttı. Tutkuyla değil, şefkatle baktı faniye. Acıdı. Kusurluydu fani, biliyordu. Bir faniyle bu kadar durulabilirdi. Uçmaya başladı melek yavaşça. Bağırdı fani, ?Ben de melek olabilirim, bana da uçmayı öğret!? Ama arkasına bile dönmüyordu melek. Adamın kalbi sıkıştı. Oracıkta yere yığıldı.

Geçenlerde gördüm. Yine evindeymiş. Yaşıyormuş adam. Yokmuş artık. Hiçkimsesi yokmuş. Ne arkadaşı, ne ailesi, ne meleği, hiçbir şeyi yokmuş. ?Zor değil mi böyle yaşamak?? diye sormuşlar adama. ?Birşeyleri kaybetmemek için yapılacak en doğru hamle, hiçbir şeye sahip olmamak.? Demiş. Sert bakıyormuş. Kararlıymış. Güçlü duruyormuş. Ama onun yalancısıyım, içinin nasıl acıdığını görmüş. Maske takıyormuş artık. Maskeli balolara gidiyormuş. Halbuki balolardan nefret ederdi o adam. Kendisi değilmiş artık ama başarılıymış. ?Zirveler yalnızdır, ıssızdır? felsefesiyle, yerin dibinde zirveyi yaşıyormuş adam. Sonra bunu düşünüp kahkaha atıyormuş. Gülüşü hiç tekin değil dedi. Korkmuş. Anlatırken korktum ben de. Onun yalancısıyım…

Emre SEVİMBİGE
@fable_edgar

Resim Linkleri;

http://stuffpoint.com/angel/image/138008-angel-angels.jpg

http://maaktub.files.wordpress.com/2010/05/alone_in_the_crowd_by_cunny1988.jpg

http://www.offscreen.com/images/VanillaSky.jpg

http://unrealitymag.com/wp-content/uploads/2009/02/vanilla-sky-mask.jpg

 

%d bloggers like this: