Cengiz Aktar: Kıyamet cuması notları

Posted by on December 21st, 2012
Stored in Cengiz Aktar, Contributors, TURKISH

Share this post with Digg

Şaşkınlığıyla maruf, emekleme çağındaki insanoğlu ve insankızı bugün kıyameti sokakta arayacak, oysa kıyamet her yerde?

 

Taraf ve El Pais

Ortalık bir nebze sakinleşsin de öyle yazayım dedim. Taraf?ın başına gelenlerle ilgili çok laf edildi, daha da edilecek. Bugünlük meseleye malî destek ve misyon açısından ve bir ?iyi örnek? El Pais (Ülke) gazetesi üzerinden bakalım. İspanya?nın önde gelen iki gazetesinden biri olan El Pais pekçok kişinin sandığının aksine köklü bir gazete değildir. Ama demokratik kavga babında çok köklü bir yayın organıdır. 1976 yılında faşist Franko rejimi çökerken o zamanki editörler birliği öncülüğünde ve İspanyol feylesof Ortega y Gasset?nin oğlu José Ortega Spottorno?nın fikir babalığıyla kurulur. Ortega Spottorno daha 1966?da rejimin, bütün şaşaasına rağmen çökmekte olduğunu görerek bir yayınevi kurar. 1972?de de dört yıl sonra El Pais?i çıkartacak olan Prisa yayın kuruluşunun temelini iki arkadaşıyla atar. 500.000 pesetas gibi son derece mütevazı bir kuruluş sermayesiyle işe başlayan Prisa iki yıl içinde 381 ortağa ulaşır. (Bugün 2 milyar küsur avro cirosu olan bir dev).

 

Ortega Spottorno?nun ?Her adaletsizliği haber veren, açık ve Avrupalı? olarak tanımladığı gazetenin 4 mayıs 1976?daki ilk başyazısında şöyle bir ifade vardır : ?Devletin reformu daha başlamadı, ilk sayımızda bunu söylemekle yetinelim?. Nitekimİspanya?nın demokrasiye geçiş süreci ?Transición? son derece sancılı cereyan eder. 1978 Anayasasının kabulünden sonra El Pais en ciddî sınavını 1981 şubatında Yarbay Tejero?nun darbe girişimiyle verir. Hissedarların tereddütsüz desteğiyle o günün ilk baskısının manşeti ?Darbe: El Pais Anayasa tarafında? ikinci baskının ki ise ?Darbe boşa çıkmak üzere? olur.

 

Yıllar sonra 1996?da gazetenin ilk yazı işleri müdürü Juan Luis Cebrián?ın şu ifadesi gazetenin serencamını iyi özetliyor: ?Uğrunda mücadele ettiğimiz özgürlük bize bahşedilmedi. Özgürlüğü bizler fethettik?.

 

Şüphesiz Türkiye ile İspanya arasında siyaseten pekçok benzerlik olduğu gibi pekçok fark da var. En temeli, El Pais demokrasi ve özgürlük mücadelesi verirken hükümette aynı dalga boyunda bir siyasî irade vardı. Türkiye?de Taraf ile hükümet demokrasi ve özgürlük mücadelesinde başta aynı saftalarken Taraf artık, birkaç sayılı mecrayla birlikte yalnız başına.

 

Sonuç olarak El Pais?in hikâyesinden çıkartılacak dersler demokrasi mücadelesinin gerek ve aciliyetinin farkında olan herkesin sınav soruları? ?Askerî vesayet bitti?, ?Taraf?ın misyonu bitti? diyen talebe ise çoktan devamsızlıktan çaktı.

 

Türkiye?nin kalkınma yardımları

İstanbul Politikalar Merkezi?nden Teri Murphy ve Onur Sazak ?Turkey?s Civilian Capacity in post-Conflict Reconstruction? ?Çatışma sonrası yeniden inşa sürecinde Türkiye?nin sivil kapasitesi? başlıklı, bu konuda bir ilk sayılacak bir çalışma yayımladılar. Kamuoyunda pek bilinmese de Türkiye artık hatırı sayılır kalkınma yardımı yapan bir ülke. Resmî yardım kuruluşu TİKA aracılığıyla yurtdışında 33 bürosu ve 30 ülkede faaliyeti var. 2011?de toplam 2.3 milyar dolar yardım yapmış. Ancak pekçok resmî harcama için olduğu gibi bu işlerin nasıl icra edildiği konusunda şeffaflıktan bahsetmek mümkün değildi. Kitapçık bu boşluğu dolduran ilk çalışma.

 

Türkiye?nin kalkınma yardımı %90lar mertebesinde ikili bazda yapılıyor. Uluslararası kuruluşlar üzerinden yardım yapmak hem zahmetli hem de TBMM izni gerektiriyor. Böyle olunca yardım ağırlıklı olarak Türkiyeli kuruluşlar eliyle ulaştırılıyor. Çalışmada baştaKızılay olmak üzere İHH, Yeryüzü Doktorları-Türkiye, Dost Eli, Diyanet, Cansuyu, Yardımeli, Gülistan, Sema Vakıfları, Deniz Feneri ve Turgut Özal Okulları TİKA?nın belli başlı icracıları olarak sayılıyor. Bürokrasinin tercihleri açık.

 

Bu bilgiler faydalı. Esasen, Türkiye?nin uluslararası iddiasının kanıtı olmakla beraber pekçok soruna da işaret ediyor. Birbirleriyle bağlantılı birkaç soruna değinelim bugünlük.

 

İkili yardım sistemi o ülkenin reklamını yapar ama o ülkeyi küreselleştirmez. Bu tesbit bugün Suriyeli Sünnî Müslüman ilticacılara Anteb ve Antakya?da yapılan yardım için de geçerli. İkili yardım, ulusal imkânlara kıyasla çok büyük imkânlara sahip olan uluslararası yardım kuruluşlarının yanında sonuçta daima yetersiz ve görünmez kalır. Kendi başına çalışan ulusal yardım kuruluşu uluslararası uzmanlığa erişmekten mahrum kalır. Eşgüdüm dışı çalıştığı için yaptığı iş umumiyetle mükerrer dolayısıyla etkisiz kalma riski taşır.

 

Dünyaya açılan Türkiye eninde sonunda ve pek çok başka hususta olduğu gibi uluslararası normlarla hareket etmeyi öğrenecek. Zira bir taraftan yeniden Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyesi olmak isteyerek ya da Konseyin reformu konusunda kanaat belirterek uluslararası rol almaya heves etmek diğer taraftan dış ilişkilerini mümkün olduğu kadar ikili sürdürmek pek inandırıcı olmuyor.

Bu yazı ilk olarak Taraf’ta yayınlandı. Yazarın izniyle burada da yayınlanıyor.

Tagged in: ,

%d bloggers like this: