Suriye Ermenileri

 

Komşuda cereyan eden korkunç içsavaş sade Sünnîleri etkilemiyor. Adı üstünde içsavaş ve iş çığrından çıkmış vaziyette. Türkiye?deki resmî empati Antakya ve Anteb?e sığınmak zorunda kalmış olan ekseriyetle Sünnî Suriyelilerle sınırlı. Birkaç sivil kuruluş dışında toplumun derin bir üzüntü içinde olduğu da söylenemez. Suriye?deki içsavaştan etkilenenler arasında Sünnî kardeşlerimizin yanında bu toprakların eski vatandaşları Ermeniler de var. Onların ataları Anadolu?dan kovuldu. Kıyımdan kurtulanların torunları bugün Suriye, Lübnan ve biraz da Irak?ta. En az Sünnî kardeşler kadar empatiye mazhar olmaları gerekmez mi? Hele yüzyıl önce başlarına getirilen hatırlanacak olursa.

 

 

 

Dışişleri Bakanı Davutoğlu Osmanlı?dan söz ederken ?tarihdaşlık? kavramını kullanır. İçsavaşın başlarında Suriye Ermenileri konusunda Türkiye Ermenileriyle görüşerek devletin olası desteğinden bahsettiği rivayet olunurdu. Doğru ya da değil, Ermeni geçmişiyle nasıl yüzleşeceğini bilemeyen koskoca Türkiye, Suriye?de yaşayan Anadolu Ermenilerinin torunlarının derdine bir nebze deva olamaz mı?

 

 

 

Yargının toplumla sınavı

 

Bu memleketin adaleti topluma ve vatandaşa karşı devleti koruma refleksiyle maluldür. Nihayet vatandaşı gözetmeye başlaması çok zor olacak, zaman alacak. Devletperver yargı 1982 Anayasası ile doruk noktasına vardı. Bu tamamen çağdışı ve gayriinsanî adalet sistemi neredeyse 1982?den beri otuz yıldır dönüştürülüyor. Yakın zamanda AB esinli yargısal reformlar, ardından 12 Eylül 2010 referandumu ve şimdi son iki yargı paketiyle yargı mensuplarının önüne peşpeşe yeni âdetler geliyor. Buna ayak uydurmaları hiç kolay değil.

 

 

 

Ama yargının sorunu burada bitmiyor. Artık karşısında devlete, eskisiyle kıyas edilemeyecek kadar çok itiraz eden ve giderek toplumlaşan bireyler var. Devleti bireye karşı korumaya alışık yargının, harcında demokrasi olan bu gücün talep ve itirazları karşısında adaleti sağlaması hiç kolay değil. Zira sistem, sivil bireylerin devlet kapısının önünde ?doğuştan haksız? bulunduğu bir adaleti öne çıkartıyor. Örnek Pınar Selek?e yaşatılan kâbus. Potansiyel suçlu birey sade ?siyasî cürüm? işleyen değil, tüccarı, sanayicisi, mülk sahibi, çevrecisi, çiftçisi, öğrencisi her vatandaş bu konumda. Bu temel açmaza bir nebze çare üretmek için kurulan Ombudsmanlık kurumunun başına getirilen yargıç sistemin iflasını mükemmel özetliyor: Yargıtay yargıçlığı esnasında vatandaş Hrant?ın farkında değilmiş?

 

 

 

Simpsonlar

 

28 Kasım?da RTÜK CNCB-E kanalına, Simpsonlar karamizah dizisinin bir bölümüyle ilgili yüklü bir para cezası kesti. RTÜK 5 Aralık?ta ?Medyada Mizah? konulu bir konferans düzenledi. Gülmek yok!

 

 

Uzman raporu 23 yıldır varolan dizide Hıristiyan akidelerini hakir gören, şiddete yönlendirici ve alkolü teşvik edici unsurlar bulmuş. Görüş: ?Çizgi filmde karakterlerden biri, bir diğerinin dini inancını kullanarak onu cinayetlere ve şiddete yönlendirmekte, Tanrı?nın olmadığına yönelik söylemler yapılmakta, İncil?in yakıldığı sahneler ile tanrının ve şeytanın vücutlandırıldığı sahneler gösterilmekte, Tanrı?nın şeytanın emrinde olduğu ve ona kahve ikram etmesi gibi inançları aşağılayan görüntü ve konuşmalarla devam eden bir yayın yapıldığı tespit edilmiştir. Yayında, alkolizm için Noel?in iyi bir fırsat olduğu ifade edilerek alkolü özendirici ve teşvik edici yayın yapılmıştır.? Mükemmel bir potpuri, ne ararsan var.

 

Ceza yurtdışında ?dine küfre ceza? başlığıyla hâlâ konuşuluyor ama memlekette pek yankı uyandırmadı. Neden uyandırsın ki gerekçede yazılı olan herşey Türkiye?de ?live? olarak mevcut.  

 

 

 

AK Partili vekil Oktay Saral patronu tekadamın ecdadı Muhteşem?in televizyon masalını yargıya havale emri üzerine bakanlıkların manevî ve ahlakî değerlerin gelişmesi için çalışma yapmaları konusunda teklif hazırlanacağını müjdelemiş. Akabinde RTÜK Yasası?na takrir-i sükûn tadındaki şu maddeyi eklemek üzere teklif vermiş: ?Toplumun milli değerleri içinde kabul edilen tarihî olayları ve şahsiyetleri küçük düşüren, aşağılayan, çarpıtan veya olduğundan farklı şekilde gösteren nitelikte yayın olamaz.? Geriye yalnızcacık ?millî değerler içinde kabul edilen tarihî olayları? tanımlamak kalmış.

Bu yazı ilk olarak Taraf’ta yayınlandı, yazarın isteğiyle burada da yayınlanıyor..

Tagged in: , ,

%d bloggers like this: