Cengiz Aktar: GDO Notları…

Posted by on November 2nd, 2012
Stored in Cengiz Aktar, Contributors, TURKISH

Share this post with Digg

GDO notları

GDO yani Genetiği Değiştirilmiş Organizma hayatımıza gireli epeyi olsa da kamuoyu GDO karşıtı kampanyalarla konuya yeni aşina oluyor. GDO gıdayı çağrıştırdığından varsıl ya da yoksul, kamuoyları genelde GDO karşıtı. Konu ile ilgili az ve karmaşık bilgi söz konusu. GDO lobisinin yarattığı kafa karışıklığı bilgi kirliliğine yol açıyor. Telafi etmek içinwww.gdoyahayir.net iyi bir kaynak.

GDO çoktan hayatımızda derken nedeni gıda ile sınırlı olmaması. Aslında modern biyoteknoloji ürünleri demek daha doğru. Nitekim tıpta (kırmızı biyoteknoloji), endüstride (beyaz biyoteknoloji), su ürünlerinde (mavi biyoteknoloji) genetiğiyle oynanmış organizmalar yıllardır mevcut ve kullanılıyor. Kamuoyunun tanıdığı tarımdaki yeşil biyoteknoloji ki bunun eski türü yoğurdun, sirkenin mayasına tekabül ediyor. Yani her biyoteknoloji zararlı değil.

GDO?lu gıda ticareti 1996?da başlıyor. Türkiye GDO?lu tarımı 1998?de yasaklıyor. İlk GDO mevzuatı 2009?da, Biyogüvenlik Yasası 2010?da kabul ediliyor. Memlekette hayvan yeminde kullanılan 19 GDO?lu soya ve mısır türünün dışında yeşil biyoteknoloji ürünü yok. Ama dünyada durum farklı. Lobicilerin şemsiye kuruluşu ISAAA, Tarımsal Biyoteknoloji Uygulamalarının Edinilmesi için Uluslararası Servisin ?iftiharla? verdiği rakamlara göre dünyada GDO tarımı 160 milyon hektarı aşmış durumda. Yarısı ABD?de, Brezilya ikinci sırada. Toplam pamuk üretiminin %82?si GDO?lu, soya fasulyesinin %75?i, mısırın ise %32?si.

Tutarsız gerekçeler

GDO?cuların temel gerekçeleri kısa ve uzun vadede dünyadaki gıda yetersizliğine çözüm, tarımda ilaç giderlerini düşürme ve verimlilik. GDO?lu tarımın anavatanı ABD ve BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) kaynaklı araştırmalar bunların topyekûn geçersiz olduğunu gösteriyor.

ABD Tarım Bakanlığı, üretilen hiçbir GDO?lu ürünün verim artışı hedeflemediğini, GDO?lu tohumla tarım yapan çiftçinin ise GDO?suz tohum kullanana oranla daha fazla tarım ilacı kullandığını belirtiyor. Nitekim GDO?lu tohum üreten şirketlerin aynı zamanda tarım ilacı üreticisi olduğunu bilince bu martavala inanmak elbette imkânsız. Bunun trajik uygulaması Monsanto şirketinin ürettiği meşhur ?Bt Cotton? pamuk GDO?su. Tarım ilâcına gerek olmayacağı vaadiyle ve hükümet desteğiyle Hindistan ve Pakistan çiftçisine satılan ve fos çıkınca çiftçileri intihara sürükleyecek derecede bağımlılık yaratan canavar GDO. http://chrgj.org sadece 2009?da Hindistan?da tohum borcunu ödeyemeyince intihar eden çiftçi sayısını 17.683 veriyor! Bu kepazelik Asya?da öyle boyutlarda ki Tohumlara Özgürlük Küresel Girişimi adlı bir ulusüstü koalisyon var artık. Oysa tarım tarihi çiftçinin ve doğanın böceğe ve olumsuz iklim koşullarına nasıl çareler ürettiğiyle dolu. Misal Yer Gök Anadolu Derneği tarafından 2006?da keşfedilmiş Siyez Buğdayı.

Gelelim gıda güvenliği, açlık ve kıtlık gerekçesine. FAO raporları sorunun üretim zaafı değil dağıtım, erişim ve israf olduğunu belirtiyor. Küresel adalet sorunu! Bunların çaresi GDO olmadığı gibi, GDO bir anlamda gıda ile ilgili küresel sorunların nedenlerinden biri. GDO üreten dev biyoteknoloji şirketlerinin tohum tekeli, toprak tekeli ve gıda tekeline doğru evrilen küresel rant sistemi ne çiftçi ne tüketici dostu. İnsan sağlığı üzerindeki bilinen etkileri ise alenen önleyici kısıtlamalar gerektiriyor.

Bilimcilik

GDO tartışması toplumla bilim dünyası arasındaki husumetin, birinin diğerine güvensizliği diğerinin de ilkini küçümsemesi temelinde cereyan eden genel tartışmanın belki en canalıcısı. Zira vatandaşın yaşamak için tükettiği gıda ile alakalı.

Bilimin el üstünde tutulduğu gelişmiş toplumlarda bilimsel bulgunun hükümranlığı 19. yüzyıldaki dokunulmazlığından artık çok uzak. Neyin ne olmadığını bilecek kadar bilgiye sahip bu toplumlar. Nedir bunları GDO denince ayaklandıran? GDO, insanlığın topyekûn tabi olduğu neoliberal ekonominin rant hedefinin, çoğunluğun mutluluğuyla örtüşmediği algısının en somut örneği.

GDO karşıtlarının itirazları açık. Salt maliyet hesabı yaparak, insanların gözünü açlıkla korkutarak halka yutturulmaya çalışılan, üzerinde oynanmış tohumlardan üretilen gıdayı satan hemen bilimsellik zırhına bürünüyor. Dolayısıyla şeffaf değil. Üzerinde yeterince tartışılmamış, uzun vade etkileri yeterince belli olmayan ama insan sağlığı üzerindeki etkileri şimdiden az çok bilinen bu teknolojik tercihin dayatmasına muhalefet ediliyor.

GDO muhalefeti kamusal kurumların, aralarında gıda sanayi ve biyoteknoloji devlerinin de bulunduğu özel şirketlerle ne kadar içli dışlı olduğunun farkında. Misal: AB başkenti Brüksel?e çöreklenmiş lobi şirketleri. Ortak Tarım Politikası uyarınca GDO?lu tarım konusunda karar alma yetkisine sahip olan Avrupa Komisyonu şirketlere çalışan lobilerin muazzam baskısı altında. Geçende Komisyon?un karar alma sürecinde anahtar rol oynayan Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi EFSA bir Fransız araştırma heyetinin GDO ile üretilen mısır ve kanser riski ilişkisini ortaya koyan çalışmasının sonucunu reddetti. Akabinde EFSA?nın güvenirliği ile ilgili tartışma yeniden alevlendi.

Aslında GDO?culara sorulacak tek bir soru var. Madem GDO sağlık riski taşımıyor neden ürünler üzerine ?GDO?ludur? ibaresi yazılmasına karşısınız?

Bu yazı ilk olarak Taraf gazetesinde yayınlandı. Yazarın izniyle burada da yayınlanıyor…

Tagged in: , ,

%d bloggers like this: