Share this post with Digg

Büyüme saplantısı: Bir durum tespiti (1)

 

Bu köşenin demirbaş konularından biri de kalkınma/büyüme saplantısının insan, doğa ve medeniyet üzerindeki eşi benzeri görülmemiş saldırısı olacak. Dünyada sınırsız büyümeye olan kör inancın akıbeti çoktan belli. Ama sistemin her durumda kendini kurtaracağına bel bağlamış olan beşerî kibir, farkındalık ve bilinci sürekli erteliyor. Bütün aksine göstergelere rağmen.

 

AK Parti Türkiyesinde ise bu konular, artık nefret edilen kırsalı çağrıştırdığı, büyümeyi, azameti, moderni engellediği, tüketime ket vurduğu ve esas ranta köstek olduğu ölçüde hıyanet başlığı altında değerlendiriliyor. Meselenin kısa vadeli siyasî rant boyutu ise aşikâr: Büyüme, Başbakan?ın başkanlık yürüyüşü stratejisinin temel direği.

 

AK Parti, adı üstünde, Türkiye?yi kalkındırmayı misyon edinmiş bir siyasî oluşum. Kalkınma, tüketim üzerine kurulu sınırsız, fütursuz ve köhnemiş bir ekonomik model üzerine bina ediliyor. Bu, Türkiye?nin doğal, kültürel ve kentsel mirası için felâket demek.

 

Danışsız, düzensiz, denetsiz, insansız ve doğasız bir inşaat furyasıyla karşı karşıyayız. Terazinin bir kefesinde birbirini besleyen enerji, inşaat ve rant diğer kefesinde doğa, insan, kent ve medeniyet var. Ve terazinin ibresi çoktan şaştı. Hükümet ve başbakanın yangından mal kaçırırcasına, ardı ardına gündeme taşıdıkları projeler saplantının boyutlarını iyi tasvir ediyor: Nükleer santraller, termik santraller, 3. Havaalanı, 2. İstanbul şehri, Taksim Projesi, 3. Köprü, Karadeniz?i Anadolu?ya bağlayacak ?ennn? uzun tünel OVİT, önüne gelen suya baraj, önüne gelen boş araziye mutlaka İngilizce markalı yığınsal mesken?  Nam-ı diğer ?Ottoman Disneyland?!

 

Kalkınma politikasının araçlarında gelinen noktayı gözden geçirelim.

 

Kamu İhale Yasası

 

İnşaatın ana malî kaynağını oluşturan 4734 sayılı yasa Nisan 2002?de koalisyon hükümetince yapıldı. 10 yılda 18 kez değiştirilerek kuşa çevrildi. Şeffaflıktan külliyen uzak, herhangi çağdaş bir kamu ihalesi kıstasını içermeyen, biçilmiş kaftan bir yasa haline geldi. Yasa, tüm vergi mükelleflerinin (hükümetin değil) cebinden çıkan ve 2011?de 91.7 milyar TL mertebesine ulaşmış bir harcamayı kapsıyor. Geçen yıl bu meblağın 12 milyarı ?ihale usulü dışı istisna? yoluyla, 17 milyarı da ?doğrudan temin? yoluyla gerçekleşti. Üstelik bu yasanın icracısı Kamu İhale Kurumu?nun özerkliğine, diğer düzenleyici ve denetleyici 9 kurumun özerkliğiyle birlikte geçen Ağustos?ta son verildi.

 

Kentsel Dönüşüm Yasası

 

Esas adıyla Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Yasa merkezî ve mahallî idareye deprem riski bahanesiyle gayrimenkul parkı üzerinde görülmemiş ve tamamen denetim dışı bir alan açıyor. Toprak Koruma ve Arazi Kullanım, Zeytincilik, Mera, Orman, Turizmi Teşvik, Boğaziçi, Askerî Bölgeler ve Kıyı yasalarının arazi kullanımı bakımından kısıtlayıcı maddeleri bu kanunla kalkıyor. Sırada bekleyen Yapı Denetimi Hakkında Kanun ve Bazı kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Yasa Taslağı, Kentsel Dönüşüm Yasası ile başlayacak yıkım ve inşaat faaliyetinin iznini Bakanlığın vereceği özel kuruluşlara devrediyor ve mühendis-mimar odalarını devreden çıkarıyor.

 

Tabiat Yasası

 

Mayıs sonu Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Yasa Tasarısı?nın ilk 14 maddesi TBMM Çevre Komisyonu?nda onaylandı. 2003 yılından beri üzerinde çalışılan taslak 2009?da hazır hale geldi. Ama 74 sivil toplum kuruluşunun oluşturduğu Tabiat Kanunu İzleme Girişimi ve Avrupa Komisyonu?nun muhalefetiyle karşılaştı. Geri çekildi ama hep olduğu gibi bir zaman sonra yine yasama sürecine dâhil edildi. Yasa 1958?den bu yana doğa koruma konusunda edinilmiş tüm kazanımları bir kalemde siliyor. Korunan alanların sınırlarının değiştirebilmesi veya tümüyle kaldırılmasının önünü açıyor. Daha önceki tasarıda bilimsel çevreler, ilgili kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve koruma alanlarında yaşayanların karar süreçlerine dâhil olması için öngörülen ulusal ve yerel kurulların tümü tasarıdan çıkarıldı.

 

Doğal ve kültürel sit alanları, muğlâk tanımlanmış ?koruma-kullanma dengesi? ve ?üstün kamu yararı? kavramları yoluyla, korumadan ziyade madencilik, enerji, sanayi, tarım, turizm sektörlerinin kullanımına açılıyor. Sit alanı tayin edecek kurullar bağımsız filan değil, atamaları Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yapılıyor.

 

Türkiye?deki 1234 doğal sit alanında doğaya zarar veren müdahaleler, koruma kurulları ve mahkemelerce engellenebiliyordu. Eğer tasarı tamamen yasalaşırsa bağımsız Koruma Kurulları?nın doğal sitlerle ilgili herhangi bir yetkisi kalmayacak. Sonuçta bu yasayla 3500?den fazla yerel bitki türüyle dünyanın eşsiz doğa zengini topraklarından birisi olan Türkiye?nin bu varlığını geri dönüşsüz kaybedebileceğine dikkat çekiyor ?vatan haini? çevreciler.

 

2B Yasası

 

Çiçeği burnunda yasalardan biri. Hükümet 2003?ten bu yana orman talanı sonucunda orman vasfını kaybetmiş Hazine arazilerinin satışından gelir elde etme peşinde. Orman Mühendisleri Odası yok olan 27 milyon dönüm orman arazisinin %20?sinin yangın, %8?i ormancı hatası %56?sının ise yasal düzenlemeler sonucunda yitirildiğini belirlemiş. Taze kabul edilen yasanın daha fazla orman talanına olanak tanıyacağı ortada.

 

Devam edeceğim.

 

Yazarın izniyle burada da yayınlanan yazı…

Tagged in: , , , , , ,

%d bloggers like this: