İSRAİL BÖLGENİN RUHUNA UYUM MU SAĞLIYOR?
Sernur Yassıkaya

 

Ortalama hükümet ömrü 25 ay olan ve koalisyonlarıyla meşhur İsrail siyasetinde son bir hafta içinde iki çarpıcı gelişme meydana geldi. Önce yapılacağı tarih üstünde dahi görüş birliğine varılan (4 Eylül) erken seçim kararı alındı, ertesinde, kanlı bıçaklı olarak görülen İsrail siyasetinin başat partilerinden Likud ile Kadima rekabetinde ibrenin işbirliği boyutuna geçiş yapması ile Milli Birlik Hükümeti?nin kuruldu ve erken seçim kararı iptal edildi. Sadece birkaç gün içinde meydan gelen bu iki gelişme İsrail siyasetinin ne kadar ince dengelerle yürüdüğünü gösteriyor. Kısa süre öncesine kadar Likud lideri ve Başbakan Netanyahu?yu ?yalancılıkla? suçlayan çiçeği burnundaki Kadima lideri,  İran kökenli bir Yahudi olan, Shaul Mofaz?ın Likud önderliğindeki koalisyon hükümetine katılması İsrail?de adeta şok etkisi oluşturdu. Bu şokun arka planında Kadima?nın kurucusu Ariel Şaron?a, Likud içinde ilk bayrak açanın bizzat Netanyahu olmasından ileri geliyor. Kadima?nın koalisyona girmesiyle, 120 üyeli Knesset?te Netanyahu hükümetinin temsil gücü %75?e ulaşmış oldu ve adeta muhalefet cüceleştirildi. Bununla birlikte, koalisyon hükümeti içinde aşırı sağ partilere karşı bir dengenin oluşturulmak istendiği de görülüyor.

Erken seçim beklerken, Milli Birlik Hükümetiyle karşı karşıya kalan İsrail?de, mevcut gelişmeyi iç ekonomik ve sosyal problemlere bağlayanlar olduğu kadar, İran konusunda yeni bir stratejinin oluşturulması ve olası eleştirilere karşı bir duruş olarak okuyanlar da mevcut! Bunun yanı sıra Mofaz?ın Netanyahu hükümetine katılması ve 2013?ün sonuna kadar tüm politikalarını destekleyeceğine yönelik verdiği garanti, İsraillilerin siyaset kurumuna güvenlerini sarsıcı nitelikler taşıdığı ve siyaseti bir ?çöplük? gibi göreceklerine dönük sert eleştirileri de beraberinde getirdi. Tüm bu gelişmeler İsrail?de siyasal elitin bir çıkmazla karşı karşıya olduğunu ve hem içeride hem de bölgede meydana gelen değişimlere cevap verme konusunda ?sakalla bıyık? arasında kaldığını göstermesi açısından önemli veriler taşıyor. Şimdi isterseniz söz konusu birlikteliğin arka planına ve yansımalarına bakalım.

Shaul Mofaz?ın 27 Mart 2012?de liderliğine seçildiği Kadima, İsrail?de Şubat 2009?da yapılan seçimlerde İsrail parlamentosu Knessette 28 sandalye ile en büyük parti (Likud 27 sandalyeye sahip) konumunda. Dolayısıyla mevcut Milli Birlik Hükümetindeki en büyük parti de yine Kadima oldu.  Kadima, Ariel Şaron tarafından Gazze?den çekilme planı ve Filistin yönetimi altındaki topraklardan İsrail yerleşimlerin kaldırılmasıyla ilgili Likud içindeki şahinler ve ılımlılar arasındaki anlaşmazlıklar neticesinde kurulmuş, merkez ve liberal eğilimli bir parti. Filistin meselesinde iki devletli bir çözümden yana olan Kadima, İsrail?e sınırdaş ama kontrolde tutulacak bir Filistin devleti ve Yahudi çoğunluğa sahip bir İsrail devletini öngörüyor. Ne var ki Şaron?u rahatsızlığı ve bitkisel hayata girmesi sonucu İsrail?i bir Yahudi Devletine dönüştürme politikası akamete uğradı. Tzipi Livni?nin başına geçtiği Kadima, İsrail siyasetinin başat partisi olmaya devam etti. Buna karşın aşırı sağın İsrail?deki yükselişine de set çekemedi.  Avigdor Lieberman?ın lideri olduğu Yisrael Beiteinu (Evimiz İsrail) adlı aşırı sağcı parti Knesset?te 15 sandalye kazanırken, Likud önderliğinde oluşturulan koalisyonda Lieberman, Dışişleri Bakanlığı koltuğuna sahip oldu. Lieberman?ın dışişleri bakanlığı sırasında İsrail bölgedeki en büyük müttefiki Türkiye ile ilişkilerini ciddi şekilde zedelerken, İran konusunda oluşturduğu gerilim, Barış Sürecinde pozitif gelişmelerin yaşanmaması ve Arap Baharı?nın güvenlik eksenli bir bakışla okunması ve dahası bu politikalar nedeniyle Obama yönetimiyle de ters düşülmesi İsrail?in bölgede siyasal olarak yalnızlaşmasını (Bu yalnızlaşmaya rağmen Filistin Barış Sürecinin dünya ve bölge gündeminde arka sıralara düşmesi İsrail?de göreceli rahatlama yaşattığı da bir gerçektir) beraberinde getirdi.

8 Mayıs günü Kadima?nın mevcut koalisyon yapısına girmesiyle İsrail siyasetinde kritik bir süreç başladı. Bu aslında İsrail?in Ortadoğu?daki dönüşüme nasıl bir cevap vereceğiyle de eş anlamlı. Mofaz liderliğindeki Kadima?nın hükümetin en büyük üyesi olarak, Ortadoğu?da zamanın ruhunun aksi istikametinde kürek çekmeye uğraşan Lieberman?ın politik heveslerini ne kadar dengeleyebileceği/dizginleyebileceği ve Şaron?un siyasal mirasını/gündemini ne kadar uygulayabileceği soru işaretleri barındırıyor? Obama yönetiminin her türlü baskısına rağmen Barış Sürecinin önündeki en büyük engellerden biri olan Filistin topraklarındaki yerleşim inşaları sona erecek mi hatta bu yerleşimlerin kaldırılması konusunda adım atılacak mı? İsrail içinde giderek önemli bir probleme dönüşen yerleşimciler meselesi nasıl yönetilip, aşırı sağın güçlenmesi engellenebilecek mi? Gazze?ye yönelik süren ve uluslar arası alanda İsrail?i her geçen gün zor durumda bırakan hukuksuz abluka son bulacak mı? Bu birliktelik İran?a yönelik bir askeri operasyona yakılan bir yeşil ışık mı yoksa Meir Dagan ve Yuval Diskin gibi İsrail?in etkin isimlerinin seslendirdiği ?İran?a müdahale için henüz erken,? kanadının görüşlerinin hükümet katında güçlenmesi anlamına mı geliyor? Mevcut koalisyon yapısı Obama yönetiminin ikinci dönemi için bir ön alma girişimi mi? Bunları bize zaman gösterecek. Bu sorular içinde kesin olan bir şey varsa, o da, Ortadoğu?daki değişim sürecinden etkilenmeyecek ve etkilemeyecek hiçbir devlet kalmayacak. Bu değişim sürecini etkilemek için zamanın ruhuna karşı kürek çekmemek gerekiyor. Yeni Ortadoğu?ya hazırlık ve yatırım yapan kim olursa o bu süreçten karlı çıkacak.

Not: Bu yazı kaleme alındıktan sonra iki önemli iddia medyada yer aldı. Bunlardan birincisi ABD?nin Türkiye ile İsrail arasındaki sorunları çözmek için ikitarafı bir araya getirmeye çalıştığına dair haber. İkincisi ise İsrail Başbakanı Netanyahu?nun Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas?a mektup yazarak ?askersiz bir Filistin devleti kurulması gerektiğini? ifade ettiğini iddia eden bir haberdi. Her iki haberde aslında İsrail?in yeni oluşan Milli Birlik Hükümeti ile bölgedeki gelişmeler karşısında uyum sağlama çabası ve hükümet içindeki aşırı sağın etkisinin törpülenmesi olarak görülebilir ama henüz genel bir yoruma varmak için erken olduğu da açık.

Tagged in: , , ,

%d bloggers like this: