Fransız Kaldım: Vapur vakti

Posted by on February 7th, 2012
Stored in Contributors, Featured, TURKISH

Share this post with Digg

Vapur vakti

by Fransız kaldım
 

Geçen gün dolmuş yolculuğu arkadaşlarımdan bahsetmiştim. Bugün sıra vapur yolcularında.

Yalnız hemen uyarayim, romantik bir yazı olmayacak. Yani bu yazıda kitap okuyan ıssız adamlar, öpüşen çifler yada martılara ekmek atan çocuklar yok. Ben haftada 4-5 gün Beşiktaş iskelesinden karşıya yolculuk yapıyorum ve her defasında, kalkış-varış sırasında, enteresan davranışları gözlemliyorum. Gözlemlerimi beş başlık altında sıraladım:

1.     İskelede mutlaka en önde beklemek isteyen ve kapılar açılır açılmaz vapura koşan insanlar

Koskoca boş vapurda yer bulamamaktan mı korkuyorlar? Deniz tutması değil, yer tutmaları mı var? Acil tuvalete yetişmeleri mi lazım? (Romantik bir yazı olmayacağını söylemiştim.) ?Koşarsam belki arkadakiler de koşar ve böylece vapur daha erken kalkar? diye mi düşünüyorlar? Hayır, bunlardan hiçbiri değil. Bence bunlar vapurun en hırslı yolcuları. En önde beklemek onlara yetmiyor, vapura ilk binen yolcu olmak istiyorlar! Bu koşunun en mantıklı açıklaması gibime geliyor. Ama ikinci bir açıklama olabilir: obsesif kompulsif bozuklukları var ve ?kimse koltuğumda oturmasın, illa vapurda hep aynı yerde oturacağım? diye bir ritüelleri var. Yok yok? Kesin hırslılar.

2.     Vapura binmek için önündeki yolcuları ezen insanlar

Ama neden? Teyze, size diyorum: Neden??? Neden beni henüz tam açılmamış kapılara itiyorsunuz? Neden ayaklarımı eziyorsunuz? Neden beni denize düşürmeye çalışıyorsunuz? Ben size ne yaptım? Merak etmeyin, vapur siz olmadan kalkmaz! Buyurun, önümden geçin. Yeter ki bana saldırmayın ve bi ?pardon? deyin!

3.     Vapur kalkmak üzereyken rahat rahat yürüyen insanlar

Biraz geç kaldılar ama şanslılar: kapılar kapanmadı, vapur henüz kalkmadı. Yine de az zaman var? Kapılar kapanmak üzere! Etraflarında diğer insanlar ter içinde koşarak vapura yetişmeye çalışırken, onlar bedenlerini yavaş ve sanatsal bir şekilde vapura doğru hareket ettiriyorlar. Bu sefer dört açıklama sunuyorum. Bir: Vapurdaki diğer yolcuların onları izlediklerinin farkındalar ve ?koşmayayim, rezil olurum? diye korkuyorlar. İki: Öz güvenleri çok yüksek, vapurun onlar binmeden kalkmayacağını düşünüyorlar. Üç: İlk başlıkta tarif ettiğim insanlarının aksine, vapura en son binen yolcu olmak istiyorlar. Dört: Sadistler! Yüzlerce kişiyi bekletmek hoşlarına gidiyor? Olur mu bu? Olur tabii! 😉

4.     Vapur cambazları

Alışık olmayanlar için vapura binmek cambaz mahareti sergilemeye benziyor. Çünkü iskele ve vapur arasında hep cambaz ipine benzettiğim bir engel var: rampa. Onu ilk gördüğümde bakakaldım. Gerçekten o dar, sağa sola hareket eden, hiçbir şeye bağlanmamış, sabitlenmemiş ahşap rampadan mı geçmek zorundaydım? Hem de tek başıma değil, aynı anda üç-dört kişi ile birlikte? Bir de olabildiğince hızlı bir şekilde! Burada ?enteresan? bulduğum şey birkaç yolcunun davranışı değil, bütün yolcuların o cılız tahta parçasına kolektif güvenidir. Öyle ki rampayı kullanmayan, iskeleden direk vapura atlayan insanları anlayabiliyorum. Her iki teknikle de, denize düşme ihtimali çok değişmiyor bence. Halbuki vapura binmek üzereyken suya düşen yolcu hikayesini hiç duymadım. Batan vapur hatta batan iskele hikayelerini duydum ama bunlar başka hikayeler?

5.     Vapur iskeleye yanaşmadan atlayan insanlar

Gözlemlediğim en sıradışı vapur yolcuları. Sanki dayanamıyorlar, mutlaka atlamaları gerekiyor. İnsan bu yolcuların çok aceleleri olduğunu düşünür. Öyle bir acele ki, denize düşme riskine rağmen, otuz saniye bile bekleyemiyorlar. Hiç de öyle değil! Atladıktan sonra genelde normal bir şekilde yürümeye devam ederler. Birisi anlıyorsa bana anlatsın. Her halde yeni vapurların otomatik kapı sistemi bu ilginç davranışa yavaş yavaş son verecek.

Not: Altıncı bir kategori ekleyebilirdim: vapurdan en son inen yolcular. Hani bazı insanlar koltuklarından kalkmak için son anı bekliyorlar ya? Hatta kalkma niyetleri olmadıklarını/düşüncelerine daldıklarını/bir sefer daha yapmak istermiş gibi duruyorlar ya?

Ben de onlardan biriyim.

 

Foto : Berkan Süren

Tagged in: ,

%d bloggers like this: