Tinker, Tailor, Soldier, Spy (Aşçı, Karısı, Aşığı ve biri daha..)

by Mustafa Seven

 

Tinker : Gümüşsuyunda doğdum, büyüdüm, yaşıyorum. Hayatımınbüyük bir kısmında bir şekilde fonda hep İstiklal Caddesi vardır. Çocukken ekmek almaya gönderildiğimfırından, ilk gençliğimden beri gidiyor olduğum sinemalara, babamın bizi çocukken her hafta götürdüğü Ağa Lokantasından,büyüdükçe sabaha karşı gitmeye başladığım Bambi Cafe ‘ye kadar hayatımın her dönemine -şimdidönüp bakıyorum da- şahitlik etmiştir bu sokak.

 

Annemle babamın 50 yıl öncesini anlattıkları sokaklarınparfüm koktuğu, fraklı beyefendilerle, çok şık hanımefendilerle dolu eski zamanları özlemle andığımdandeğil ama bugünkü halini ve bu sokakta olanları kabullenemediğimden uzun zamandırgitmiyordum İstiklal Caddesi’ne.

 

Geçenlerde gittim. Emek Sineması’nın yıkılmasına tepkivermek için gittim. O sinema ki -hangi birini anlatsam- bana bir çok ilk duyguyu yaşatmıştır.Aşk,ayrılık,karanlık,aidiyet.. Çok uzun zamanlar Emek Sineması’nın sadece benim için varolduğunu sanmıştım. Bugünlerde görüyorum ki aslında benim gibi çok insan varmışemeğin sadece kendisine ait olduğunu sanan.

 

Demirören AVM ile tanıştım yine aynı gün. Akşamüstüydügittiğimde ve bende uyandırdığı ilk his çok büyük olduğuydu, sokaktaki herşeyden çok büyüktü. Sonra havakarardı, Gulliver?in ışıkları yandı. Gulliver’in bizim dünyamızdan olmadığına artık emindim. Her tarafındayanıp sönen renkli ışıklar vardı, uzaydan gelmiş olmalıydı.Uzaylıların aydınlatma tasarımı konusunda teknikeksiklikleri olduğunu düşündüm.Yoksa bu kadar orantısızca büyük bir yapıyı böyle aydınlatarak neden daha dadikkat çekici hale getirmek istesinlerdi?

 

Eve doğru yürürken düşünmeden edemedim , hangisinin yıkılıpyeniden yapılmaya ihtiyacı vardı : Israrla diretildiği üzere Emek Sineması’nın mı yoksa oğlumun çocukluk nostaljisi olmaya soyunan Demirören AVM’nin mi?

 

 

 

Tailor : Son blog yazımdan bu yana Sultanahmet Meydanı’nınaydınlatma tasarımı üzerinde çalışıyordum. Nihayet tasarımı Büyükşehir Belediyesi’ne teslim ettim.Umuyorum -uygulaması bittiğinde- daha estetik, tarihi daha algılanan, çevresine vizyon katan bir meydan kazanmış olacağız.

Dolmabahçe Saat Feneri

O dönemde Sultanahmet Meydanı’nı, içindeki ve çevresindeki eserleri (ve tarihi geçmişlerini) yeterince bilmiyor olduğumu gördüm. Kendi çalışma alanımın dışında olan bazı eserleri de yakından inceleme fırsatı buldum. Bunlardan biri de Sultanahmet Çeşmesi (III. Ahmet   Çeşmesi) idi. Genelde ışık ölçüm ve ayarlamalarını gece yaptığımızdan III. Ahmet Çeşmesi’nin aydınlatmasını inceleme fırsatım oldu. Çeşmesinin üzerindeki önemli yazıtların vurgulanmadığı, çeşmenin tarihi değerinin anlaşılmadığıaçıkça görülen, düz bir duvarı – fasadı aydınlatırmışçasına yapılan bu aydınlatmayı kimin yaptığınıöğrendiğimde daha da şaşırdım. İstanbul?da Galata Köprüsü, Dolmabahçe Saat kulesi gibi tarihi eserlerimizi aydınlatan önemli İtalyan aydınlatma tasarımcısı olarak duyduğum Profesör ve mimar CorradoTerzi’ydi bu isim. Değerli bir akademisyen olduğu şüphe götürmeyen Prof. Terzi’nin yaptığı aydınlatma tasarımıprojelerini özellikle meslektaşlarımın incelemesini çok isterim. (http://www.annunziataeterzi.com)

DolmabahçeSaat Kulesi’ nin aydınlatma tasarımı   anlamındaki içler acısı halini gördükten sonra Prof. Dr. Mehmet Şener Küçükdoğu gibi ülkemizin bu alanda önde gelen akademisyenlerinin fikirlerine daha çok değer vermemiz gerektiğini bir kez daha anladım.

 

Bir de bu projenin “Tarihi Bina AydınlatmasıMükemmellik Ödülü” almış olması var ki kelimeler kifayetsiz kalıyor bu ödülün yanında.

 

Soldier : Yard. Doç. Dr. Muhammed Garip İstanbul BüyükşehirBelediyesi Şehir Aydınlatma ve Enerji Genel Müdürlüğü görevinden ayrılarak akademik hayatına geri döndü. Görevdeolduğu süre içinde, aydınlatma tasarımının önemi, uygulanması ve yaygınlaştırılması konularında en az biztasarımcılar kadar emek ve zaman harcadı. İçinde bulunduğu hiyerarşik yapının sınırlarını esnetme pahasına sektörüdesteklemekten vazgeçmeyen Muhammed Bey’in vizyonunun müdürlüğün yeni döneminde devam edeceğinden şüpheliyim. Kendisiaydınlatma tasarımı konusunda, bilinçlendirme uğraşımızın bir neferi gibiydi. Artık kendisinden faydalanma sırasıokuldaki öğrencilerinde olacaktır.

 

 

Spy : Mesleğinizi yaşadığınız şehirde az kişinin bildiğini amatüketimi bol olan bir alanda hizmet verdiğinizi düşünün. Gündelik (aslında gecelik) hayatınızda gördüğünüzyanlışlıklara tepki vermemek bir süre sonra gittikçe zorlaşmaya başlıyor. Türkiye’de aydınlatma tasarımı anlamında öyle abartılıhatalar öyle komik uygulamalar hayata geçiriliyor ki hep belirttiğim gibi bunları yadırgamak için bu işin profesyoneli olmayagerek yok. Problem şu ki bu uygulamaları takip ve teşhir etmekte ben ve sektördeki diğer arkadaşlarım her yetersiz kalıyoruzhem de sesimizi yeterince duyuramıyoruz. İnanıyorum ki kötü örnekleri açığa çıkardıkça belki bu uygulamalarda parmağıolan (ve işini iyi yapmayan) aydınlatma armatürü üreticisi / temsilcisi firmaların tepkisini çekeceğiz ama”doğru”ya olan ilerleyişin de ön saflarında yer alacağız.

 

Bu sebeple bu yazıları okuyanlara ihtiyacımız var.Çevrenizde gördüğünüz sizi rahatsız eden, bulunduğunuz çevrenin kentsel dokusuyla uyuşmadığını düşündüğünüz mimari aydınlatmatasarımı fotoğraflarını lütfen http://www.seven-lights.com/contact_tr.aspx aracılığıylabana ulaştırın.

Bu fotoğrafların mümkün olduğunca paylaşılması inanıyorum ki bu konudaki bilincin yaygınlaşmasına önemli katkı verecektir.

Rize – Köprü Aydınlatması   (Ömer Can’ a Selamlarla)

Tagged in: ,

%d bloggers like this: