Share this post with Digg

Duble dublaj

 by Fransız kaldım
 
Katil karanlık bir otel odasında bekliyor. Adam koridorda sessizce odaya doğru ilerliyor. Kapının önünde durup, elini uzatıyor. Kapıyı yavaşça açıyor ve?

?Sakın girme (lan)! Katil kapının arkasında! Öldürecek seni!!!?

Panik yok, sadece bir sinema salonundayız. Beklendiği gibi ekrandaki adam ölüyor (hem de çok acı çekerek) ama mesele bu değil. Mesele, az önce bıçaklanan adama seslenen kişi. Çünkü o kişinin adamla bir ilgisi yok. Filmle de bir ilgisi yok. O kişi şu an koltukta, yanımda oturuyor.

Türk izleyicilere özgü bir şey mi bilmiyorum ama neredeyse bütün Türk arkadaşlarım film izlerken oyuncularla konuşuyor. Kadın olsun erkek olsun, fark etmiyor. Kimi aktöre ?Şerefsiz adam!? diyor. Kime aktrise ?Aptal kız! Adam seni aldatıyor, kör müsün?? diye soruyor. Evde DVD izlerken oluyor, sinemada da oluyor. Her yerde. Her zaman. Sürekli. Şııııııııııışt!

Yanlış anlaşılmasın. Filmleri sessiz sessiz izleyelim demiyorum. Ben de ekranın karşısındayken konuşurum. Ama sadece filmi izleyen arkadaşlarımla, ekranda izlediğim oyuncularla değil!

Bu arkadaşlar neden kendilerini filmlere bu kadar çok kaptırıyorlar? Neden film karakteriyle böyle bir empati kuruyorlar? Daha da enteresan: Neden daha önce izledikleri filmleri tekrar izlerken, oyuncuları uyararak senaryoyu değiştirmeyi çalışıyorlar? Mesela: ?Çekil, araba patlayacak!? yada ?İnanma o adama, sonunda seni bırakacak.? İyi de, ben ilk kez izliyorum, bunları daha bilmiyordum ki!

Hani film özetlerinin başında genelde ?Uyarı: Yazının devamı, eserin konusu hakkında ayrıntılı bilgi içermektedir? yazarlar ya? İşte Türk arkadaşlarımın çoğu aynısını yapıyor? uyarı vermeden ama!

Bu nedenle arkadaşlar, aramızda artık şöyle bir ara çözüm olsun: ekrandaki insanlarla dilediğiniz kadar muhabbet edin, yeter ki film keyfimi bozmayın ;-)

Foto: m4tik, Flickr, CC

Tagged in: ,

%d bloggers like this: