[notlar çok hızlı tutuldu, eksiklerden dolayı özür..]

 

istanbul’dan çok uzakta Mardin’de baya yüksek profilli bir antropoloji çalıştayı yapılıyor.

 

oturumlar Davudiye Tekkesi’den yapılacak.

 

Mardin Artuk Ü. Antropoloji bölüm başkanı ve benim de eski arkadaşım olan Ramazan Aras güzel bir organizasyon yapmış.

 

Yanımda Şehir Üniversitesi’nden Rice Antropoloji’de beraber doktora yaptığımız Ebru Kayaalp ve

 

karşımda ise akademiye devam etmemi sağlayan iki kişiden biri olan ve yüksek lisans tezimin danışmanı olan Boğaziçi Sosyoloji’den Nükhet Sirman var.

 

 

moderatör’ün Türkçe karşılığı “kolaylaştırıcı”

 

 

ilk oturum: “Türkiye’nin değişim sürecinde antropoloji”

 

Ankara Ü’nden Ali Tayfun Atay’la başladık.

Ulus devletin isteklerini karşılamak için kurulan bölümlerden biri…1925 Türk Antropoloji Tetkikat birimi kuruluyor İstanbul Ü’de..

Şevket Arıs hocaya “sen bunu kur götür” demiş. ilk kurulan antro bölümü fiziki antropoloji…

Bölümsüz antropoloji çağı başladı şimdi.. Yurtdışında doktora yapan bir sürü kişi farklı bölümlerde işe başlıyor…

fiziki antro ise türkiyede devlet üniversitelerinde hakimiyetini koruyor… antropoloji=ırk bilimi gibi algılanıyordu baştan… öyle de devam etti…

ali beyin kendi serüveni de sempanzelerden şeyhlere şeklinde devam etmiş… fiziki antrodan SOAS’ta sosyal antro’ya…

atatürk’ün manevi kızı afet hanım da fiziki antro okumuş, o da türklerin mongol ırktan değil avrupadaki en beyaz ırkın bir altı olan alpin ırka mensup

olduğunu keşfetmiş. böylece orta asyadan gelen türklerin batı medeniyetinin de temellerini kurduğu iddiasına destek verilmiş…

ismail beşikçi’nin ilk sosyo kültürel antropoloji çalışmasını yaptığına inanıyor Ali bey..

devletin çıkarları doğrultusunda inşa edilen bilim yine aynı nedenlerle tasfiye sürecine girmiştir…

antro ve postkolonyalizm yerine burada antro ve resmi söylem gibi birşey yapılmalıdır…

tabi özel ü’lerde de resmiyet yerine piyasa baskın çıkmaktadır..

 

Nükhet Sirman – Antro’nun değişime bakışı

1972’de Antropolojiye başladı. Ali Tayfun’un bahsettiği bölümsüz antropologlar. Amacım da bunların sayısını artırmaktı. Karşımda biri oturuyor mesela- beni hastetti:p-

Antro bölümlerine de tam anlatılan nedenlerden dolayı girmedim.

Siz yurtdışından gelip TR’den anlamayan, malinowskiden bahsetsen nolur diyenlerle muhatap olduk…

NS: biz burada bir sorunun peşinden koşuyoruz. antropoloji içi tartışmalarla yoğunlaşmıyoruz. yurtdışında da bize şimdi

“iyi de hangi antropolojik tartışmalara denk geliyor bu” diye sorgulanıyoruz…

bölümsüzler özellikle “disiplinlerarası”lığı iyi kotarıyor..

Antropologlar baya Durkheim’cıdır. “elementary forms of religion” Antro değişimden çok statik yapıya bakıyor. genellikle dışarıdan etkiyle değişimi teorize

etmeye çalışıyor… mikro ve lokal bağlantılara bakmada antro çok güçlüdür… bu bakışda güçlü konseptlere yaratılabiliyor… ritüeller vb. akrabalık vb.

araf-liminality değişimle varolan yapı arasında bir araf süreci.. belki yapılar değişebilir belki yapı kendini yeniden üretebilir…

akrabalığa dayanan yapı üzerinden kamusal alanlık olabilir mi? sorunsalından bahsetti Nükhet hanım…

kavramlar, metodlar -multisited vb- ve konular da değişiyor zamanla…konular da dönüp teorik olarak daha geniş bir çevreden beslenmeye başlıyor antropologlar…

antropologlar bu kavramları teorileri mikro durumlarda inceleyip/adapte edip sonra dönüp genel olarak ne denebilir diye arayışa giriyorlar.

bu arada antropolojik kavramlar da başka disiplinler tarafından kullanılıyor. kültür gibi….akrabalık gibi..

fazla kültür, fazla aile, fazlalık, eksiklik bağlamında tartışılma- töre kavramı- örneğin, burada ideolojik savaş mekanizması- antro dışında kullanımda…

bunun bir başka boyutu da kürtlerin türklerdeki küçük aile olayına takılıyor-eksiklik nosyonu bağlamında- mersindeki türklük kürtlük karşılaşması…

 

Ceyhan Süvari- üniversitelerde sosyo-kültürel antropolojinin açmazları

Devlet üniversitelerinde antro bölümlerinin kuruluşu zaruretten çok idarecilerin kişisel inisiyatifleriyle kuruluyor. o gidince de bölüm sahipsiz kalıyor,

zayıflıyor, kadro sorunu çıkıyor…

fiziki antropolojiye yüklenen ideolojik misyon sosyo kültürel antro için de var. gidip “bizi” anlatacak. şabak aşireti. bir zaza aşireti. ama onunla ilgili tez

onları “türkmen” olarak tanımlayarak- bizleştirerek- yapılıyor…

antropoloji deyince hala birçok hoca bile fiziki antroyu anlıyor…

kültürü maddi ve manevi olarak ayırmamız bekleniyor…

Tagged in: ,

%d bloggers like this: