Share this post with Digg

https://i2.wp.com/techliberation.com/wp-content/uploads/2011/06/Filter-Bubble-cover.jpg

 

İnternetin görünmeyen filtreleri

George Orwell meşhur ?1984? adlı romanında, insanların zorla köle yapıldığı bir dünya hayal eder. Bu dünyada insanlar zorbalıkla ve baskıyla yönetilmektedir. Aynı dönemin bir diğer ütopya yazarı Aldous Huxley ise ?Cesur Yeni Dünya? adlı eserinde bambaşka bir dünya kurgular; insanların daha embriyo iken eğitilmeye başlandığı bu dünyada, zorbalık ve baskı yoktur.

Dünyanın bugün geldiği noktayı düşündüğümüzde Aldous Huxley?in geleceğe ve insan psikolojisine yönelik Orwell?den daha doğru bir tespit yaptığını söyleyebiliriz. Zorlamalara büyük tepki veren insanlar farklı koşullar altında tepkisiz kalabiliyorlar. Ülkemizde yaşanan internet filtresi tartışmaları bu yaklaşımın ilginç bir örneği olabilir.

22 Ağustos?ta uygulanacağı duyurulan internet filtre sistemi binlerce kişi tarafından yoğun eleştirilere maruz kaldı. Oysa internette çok daha güçlü filtreler mevcut ve bu filtreler internet kullanımımızı yakından etkiliyor. Ama henüz kimse bu filtrelere karşı protesto gösterileri yapmış değil.

Amaç kişiye özel reklam alanı açmak

Google, Facebook, Amazon, Yahoo gibi internet devlerinin kullandığı algoritmalar yardımıyla oluşturulan bu filtrelerin amacı kullanıcıların tüketim alışkanlıklarını tespit etmek ve kişiye özel reklamlar gösterip ürün satmak. Internet devlerinin oluşturduğu bu filtreler sayesinde, ziyaret ettiğimiz yabancı sitelerde aradığımız bir ürünün Türkçe reklamını görmek veya yaptığımız geçmiş internet ziyaretlerimize paralel sonuçlar almak mümkün.

Google bir kullanıcının profilini oluşturmak için 57 farklı veriden yararlandığı PageRank adlı bir algoritma kullanıyor. Bu veriler arasında, kullanıcının arama geçmişi, coğrafi konumu, dili, kullandığı işletim sistemi ve gramer yanlışları var. Google?da bir arama yapıldığında bu algoritma yardımıyla her kullanıcı kendine özel arama sonuçları ve reklamlar görebiliyor.

Facebook?un kullandığı algoritmanının adı ise EdgeRank. Bu algoritma yardımıyla Facebook kullanıcıların ana sayfasındaki haber kaynağında hangi mesajların ve reklamların gözükeceği belirleniyor. EdgeRank algoritmasında kullanılan kriterler ise bir sır, bu kriterler kamuoyuna açıklanmış değil.

Algoritmalar yardımıyla kayıt altına alınan internet kullanım alışkanlıkları, kullanıcıların tercihleri ve özellikleri,böylelikle ticari değeri olan bir ürün haline dönüşüyor.

The Filter Bubble: What the Internet is Hiding From You (Filtre Baloncuğu: Internet Sizden Ne Saklıyor) adlı kitabın yazarı Eli Pariser?e göre günde 900 bin blog yazısı, 50 milyon tweet, 60 milyon facebook statü güncellemesi ve 210 milyar e-mail trafiğinin olduğu günümüzde bu filtreler büyük bir avantaj olarak gözükebilir. Ama ya algoritmaların oluşturduğu bu filtreler internette özgür bilgi alışverişimizi kısıtlıyorsa ve biz bu kısıtlamanın farkında bile değilsek?

Bunun önemli bir soru olduğunu düşünen Pariser basit bir deney yapmaya karar verir. Liberal ve muhafazakar görüşe sahip iki arkadaşından kendi bilgisayarlarında uluslararası petrol şirketi BP?yi internette arattırmalarını ve ekran görüntülerini kendisine göndermelerini ister. Sonuç oldukça şaşırtıcıdır? Liberal arkadaşının arama sonuçlarının ilk sıralarında, Meksika körfezindeki sızıntı faciası ile ilgili haberler yer alırken, muhafazakar arkadaşının arama sonuçlarında BP?de yapılabilecek yatırım fırsatları çıkar. Google, kullanıcıların profiline göre bir filtreleme uygulamış ve profile uygun sonuçları ön plana çıkarmıştır.

Pariser?e göre bir alışveriş varsa ve kullandığımız ürün için para ödemiyorsak, o zaman müşteri değil ?satılan bir ürün? haline gelmekteyiz. Bugünün ?Cesur Yeni Dünya?sında özgür bilgi paylaşımının karşısındaki tehlike görünen değil ama görünmeyen filtrelerde olabilir.

Tagged in: , , , , ,

%d bloggers like this: