Share this post with Digg

 

Aranızda balık sevmeyen var mı bilmiyorum ama, eğer siz de ?denizden babam çıksa yerim? diyenlerdenseniz lütfen balığın boyuna bosuna bakmadan yemeyin?

Av yasağını nasıl doğru bir karar olarak görüyorsanız yavru balık avına da karşı gelin? Yavru balık satanları ihbar edin, yemeyin yedirmeyin.. Lüferi gafil avlatmayın!

Uzun süredir Greenpeace Akdeniz?in yürüttüğü ?Senin ki Kaç Santim?? kampanyası Fikir Sahibi Damaklar?ın başlattığı ?İstanbul Lüfer?e Hasret Kalmasın? ile birleşince 500 bin imza topladı. 5 binden fazla SMS atıldı. 14 bine yakın faks çekildi.  Amaç ortaktı..

Lüferin 24 santimden küçükken avlanmasını ve lüfer başta olmak üzere pek çok balık türünün google arama motoru veya wikipedia?yada  ?o bir balık türüydü? ifadesiyle yer almamasını sağlamaktı. Ne yazık ki imzalar birçok kişiyi harekete geçirip, konunun farkında olmayan vatandaşları bilgilendirse de lüferin bebekleri çinekop ve sarıkanat?ı kurtarmaya yetmedi. Konu başka bahara kaldı? Şu anda mevcut yönetmelik lüferin 14 santimken avlanmasına olanak sağlıyor. Bu da çinekop ve Sarıkanat?ın tezgahlarda ve sofralarda yer etmesini sağlıyor. Oysa balığın erişkin hale gelmesi ve balık sürüsüne yenilerini eklemesi için 24 santim olması gerekiyor.

50 yılda çeşit yüzde 40 azaldı

Hali hazırda balık türleri yok oldu. Araştırmalara göre Akdeniz?deki köpek balığı ve vatoz türlerinin yarısı tükenme tehlikesi altında. En büyük tehlikeyle karşı karşıya bulunan türlerin orkinos, levrek, barlam balığı ve esmer orfoz. Türkiye?de ise 1950?den bu yana ticari değere sahip balık çeşidi yüzde 40 azaldı. Karadeniz?e bir yılda 10 milyon ton organik atık boşalırken, İstanbul?da 4 milyon metreküp evsel atığın doğrudan Marmara?ya karışıyor. Doğal yaşam alanları talan edilen balıklar evlerinin kirlenmesi yetmiyormuş gibi bir de bebekken avlanıyor. Bu hızla giderse lüfer başta olmk üzere balıkların kilosunu 100 TL gibi uçuk rakamlarla tadımlık yiyeceğiz, ya da google arama motorunda en son 2000?lerde görülmüş bir balık türü denilecek?

İmza toplayan sesini duyurmaya çalışan sivil toplum kuruluşları umarım bu yıl seslerini daha çok duyurur. Hoş ses duyuluyor da kulak veren yok. Greenpeace gibi ilan verebilmek için santim samtim destek toplayan STK?ların yanı sıra bazı markaların  belli dönemlerde verdikleri ilanlar dikkatlerden kaçmadsa da umarım bu yıl daha çok reklam veren olur. Daha çok kişi yazar çizer? Hangi restoranda daha iyi balık var yazılarının yanına  ?işte çinekop satan restoranlar? listeleri de eklenir?


Gelin lüfer anılarda, şiirlerde kalmasın? Çocuklarınıza resmini gösterebileceğiniz değil, yedirebileceğiniz balıklar kalsın. O da bilsin tadını balığın, rakı-balık-boğaz üçlemesini eksik yaşamasın?

Vira Bismillah desin balıkçılar, av yasağı bittiğinde? ama küçük balık oltaya gelmesin, ağa takılmasın.. Kısacası gafil avlanmasın?

Rıfat Ilgaz?ın Güneşten Uzakta?da dediği gibi..

Konuklarımız için yıkadık sizin için

Kıyılarımızı bol köpüklü dalgalarla kıştan

Nisan sabahlarının buğusu saçlarınızda

Mavi gözlerinizde sevinç

Telli turnalarla geldiniz

En saydam mavilikleri çektik üstünüze

Toroslar?dan Ağrılar?a kadar

Üzüntülerden arındık sizin için

En güleç yüzümüzle çıktık karşınıza

Papatyalar gibi tekdüze

Erkenden uyardık çiçeklerimizi

Kalkınmamız sizden olacakmış

Başımızın üstünde yeriniz

Izgaralarda lüferler emrinizde

Tabaklarda mayonezli levrekler

Ağız tadıyla yiyemediğimiz

Kirazlar canerikleri çilekler

**Yazının girişinde kullanılan fotoğraf Sabit Kaftagil?in ?Lüfer Zamanı? adlı çalışmasıdır.

Tagged in: , , ,

%d bloggers like this: