Emre Sevimbige: İsteme, olsun.

Posted by on June 6th, 2011
Stored in Contributors, Emre Sevimbige, TURKISH

Share this post with Digg

Emre Sevimbige: Birşeyin Gerçekleşmesini İstiyorsan, Yürekten İsteMEmelisin

resim kaynak

İnsan egoları ve beğenilme isteğiyle yaşar. Herkes için geçerlidir bu. Kabul görmek, onaylanmak ister. İş konusunda olsun, aşk konusunda olsun veya sıradan yaptığı davranışlarda, alelade esprilerinde diğerleri gülsün ister. Ben yazı yazarken, bu tarz bir şey yazınca kendimi rahatlatmış oluyorum. Bir nevi kendi kendime terapi. Ama hep aklımda sorular var?

Kaç kişi okuyacak bu yazıyı? Kaç kişinin umrunda olacak? Kaç kişi tebessüm edecek, kaç kişi birşeyler düşünecek? Kaç kişi neler saçmalamış bu diyecek? Kaç kişi atlaya zıplaya, 2-3 satır okuyup bırakacak? Bu sorunun cevabı hem deli gibi umrumda, hem de hiç umrumda değil. Umrumda değil, çünkü hayal kırıklığından korkuyorum. Birşeyler yaptığında insan, çabalar sarfettiğinde, bir beklentilere düştüğünde, eğer ki hayaliyle hiç örtüşmeyen sonuçlar alıyorsa herşey çok kötü oluyor.

via

Kimi çok güzel, kimi çok çirkin, kimi çok yakışıklı, kimi çok tipsiz, kimi zengin, kimi fakir, kimi çok çalışıp anca geçiniyor, kimi lotodan zengin oluyor, kimi haddinden çok daha iyi tipte biriyle evleniyor, kimi dengini bile bulmakta zorlanıyor.

Bir hayallerimiz var kafamızda hep. Eğer gününden memnun değilsen, diyorsun ki, şunları şunları yapacağım, geleceğim çok daha renkli olacak. Sonra benim kadar üşengeç değilsen hayallerin doğrultusunda çaba sarfetmeye, koşmaya başlıyorsun. Kimi koşmaktan korkuyor, kimi koşarken yorulup pes ediyor. Çok azı da zafere ulaşıyor. Bazılarıysa tam yıllarıca çalışmasının karşılığını alacakken, kanser olup ölüyor.

via

Ama en önemli nokta bence şurası? Bazı kişiler birşeyleri çok isteyip elde ediyor, ama bunlar ciddi anlamda istisna benim hayatımda. Bir insanı hayattan en sağlam ne soğutabilir? Bir şey uğruna neyin var neyin yok; çabanı, zamanını, hayatındaki diğer kişileri feda ederek bağlanırsın. Bu kişi sonra seni arkandan vurur ve en alakasız, en değerini bilmeyen şeye teslim olur. Buradan çıkan ders de şudur. Benim 21 yıllık yaşamım sonucu vardığım en doğru tespit. Belki 31?imde, 41?imde gülüyor olurum, belki ölüyor olurum, bilemem ama, vardığım sonuç şu ki; ?Bu hayatta bir şeyi ne kadar istemezsen, olma ihtimali o kadar yüksektir.?

İstemediğin ot, dibinde biter mantığı. Aklımdan geçen güzel ve mantıklı sahneler hemen hemen hiç gerçekleşmezken, kabus gibi düşündüğüm olayları bire bir karşımda görebiliyorum. Kafamda kurulan ?abartı? senaryo, ?abartısız? bir şekilde karşımda belirebiliyor. Böyle zamanlarda eskiden çok gerilirdim. Artık sadece gökyüzüne bakıp, muzip bir gülüş atıyorum ve hemen hemen hiçbirşeyden etkilenmiyorum. Ve yaşadıklarımın acısını diğer suçsuz kişilerden bir şekilde çıkarıyorum istemsiz ve farkında bile olmadan.

via

Hayat bizden olabildiğince robot olmamızı istiyor. Ölümlere, ayrılıklara, acılara katlanmamızın tek yolu bu. Hissiz olmalıyız. Küçükken bu imkansız. Ama zaman geçtikçe, insanlıktan çıkmayı bile öğrenebiliyor insanoğlu. Böyle zamanlarda hayatın korkunçluğunu daha iyi hissedebiliyorum.

Yine de herşeye rağmen hayatın yarın ne getireceği, nasıl güzelliklere gebe olunacağı belli ol? Vazgeçtim. Bu ben değilim. Bir zamanlar bendim, pes ettim, gittim.

emre_bige@yahoo.com

Tagged in:

  • Sevgili Emre;
    Çok etkilenerek beğenerek okudum yazını.Etten,kemikten yaratılmış duygularımızla var olan canlılarız.Duygularımızla baş edemeyişimiz bizim handikapımız.Hayatta kalmaya pogramlanan canlılar olarak,teknoloji hızla gelişti.Dugusal repertuarımız bu değişime ayak uyduramadı ve artık değişmek zorunda.Yoksa depresyon salgını tüm dünyayı sarıyor ve saracakta.
    Duygularıyla başedemeyen,acı çeken ve kazık yedikçe hayal kırıklığınıa uğrayan bir çok insandan biriy(d)im ben.
    Duygu ve düşünce denetimi ile tanışınca ve 1.5 milyon gibi bir negatif düşünceyle yüzleşince iş değişmeye başladı.Modası geçmiş toplumsal yargılar bir çırpıda beyin dışı edildi,yüklenilen ve yaratılan negatiflikler bilinçaltından temizlendi.Ve öğrendiğim “kendi düşüncelerimizi kendimiz seçebilriz” kavramına sıkı sıkı sarıldı.Daha ne terapiler yaptım kendime.
    “ROBOTLAŞMAK” dediğin düşünce ve duygu denetimi yapmaktır bence.Ben “robotlaşmak” ta olsa bu halimi eski halimden daha çok seviyorum ve asla eskiye dönmek istemem.Tek sahip olduğumuz zaman olan bu anı kaçırmadan,beni rahatsız eden negatifliklere geçit vermeden,enerjimi tüketenlerden uzaklaşarak,büyük hedeflerden vaz geçip ufak hedeflere odaklanarak yaşamayı seviyorum.Yani senin dediğin gibi İSTEME OLSUN’a benzer bir şekilde ne çemberin içindeyim ne de dışında…Tavsiye ederim.

  • Emre Sevimbige

    Sizin gibi görmüş geçirmişliği benden oldukça yüksek olan birinden, böyle yorum almak beni çok mutlu etti. =) Dediğiniz fikirlere katılıyorum, önerilerinize de dikkat edeceğim, ama en nihayetinde bu bir yazı. Ne bu kadar depresif biriyim, ne de o kadar cool. =)Tekrar teşekkür ediyorum.

%d bloggers like this: