Cengiz Aktar: Hafıza geri geliyor

Posted by on April 25th, 2011
Stored in Cengiz Aktar, Contributors, TURKISH

Share this post with Digg

https://i2.wp.com/www.durde.org/wp-content/uploads/2011/04/24_nisan_anma_ermeni_soykirim.jpg

Dün, Osmanlının Ermeni aydınları ve ileri gelenlerinin İstanbul?da derdest edilerek Anadolu?ya sevk edildikleri 24 Nisan 1915?in 96?ncı yıldönümüydü. O gün, Ermenilerin binlerce yıldır yaşadıkları vatanlarından köklerinin kazınmasıyla sonuçlanacak zorunlu göç ve katliamların da başlangıç günüdür. Eskiden Ermeni yurttaşlarımız dünyanın her yerinde kapalı kapılar ardında, acılarını içlerine gömerek o uğursuz günü anarlardı. Artık bu toprakların tarihinin kara sayfaları birlikte hatırlanıyor, hafıza geri geliyor, ezberler bozuluyor. Ortak acı paylaşılıyor. ?24 Nisan? bir şey ifade etmeye başlıyor.

Geçen yıl İstanbul?da dört farklı kamusal alanda yapılan anma törenleri bu yıl İstanbul?a ilâveten Ankara, Bodrum, Diyarbakır ve İzmir?de yapıldı.  Bu gelişmelere ne kadar uzak olduklarını ispat etmek istercesine Erivan’da birkaç kişi yine Türk bayrağı yaktı. Onları nefretle baş başa bırakalım zira bizim daha hatırlayacak çok şeyimiz var. Örneğin Ermenilerin topyekûn başkaldırdıkları için tehcire tabi tutuldukları ve başlarına bu felâketin geldiği iddiasını batı Anadolu?daki sükûneti tamamen görmezden gelmesi gibi. Bugün bu konuda hafıza tazeleyelim.

İzmit Sancağı Adapazarı Kazası?nda tehcir

Trakya gibi, İzmit Adapazarı hattındaki Ermeni nüfusu da 1590 ile 1608 yılları arasında Eğin, Arapkir, Sivas, Kemah ve Erzurum kırsalı muhacirlerinden oluşmuş. Nüfusun seyrek olduğu bu verimli bölgelere yerleşen Ermeniler, köylerini Adapazarı ve İzmit?ten geçerek, Karadeniz sahillerinden Bursa?ya uzanan bir hat üzerinde kurmuşlar.

1915 ilkbaharına gelinceye kadar, payitahtın dibindeki bu bölge nispeten sakindir. Ama her şey iki İttihat Terakki temsilcisi ve aynı zamanda Teşkilât-ı Mahsusa yöneticisi, İstanbul hapishaneleri eski müdürü İbrahim Bey ile Hoca Rifât Efendi?nin İzmit?e gelmesiyle değişecektir. İçişleri Bakanlığı?nın 5/18 Temmuz 1915?te İzmit Sancağı?nda 42 yerleşimde yaşayan Ermenilerin tehciri emrini imzalamasıyla, iki aydır gizliden sürdürülen çalışmalara son nokta konacaktır. Tehcir emri, tedricen bütün bölgedeki erkeklerin sistematik olarak tutuklanmasına bahane teşkil edecek olan silâh toplama harekâtı ile başlayacaktır.

12.455 kişi ile Adapazarı şehir nüfusunun yarısını oluşturan Ermenilerin ekseriyeti merkezde, çarşı yakınındaki Surp Hreçagabed ? Kutsal Melek – Kilisesi etrafında, geriye kalan kısmı ise Nemçeler ve Malacılar?da yaşamaktadır.

11 Ağustos 1915?te, Adapazarı ve çevre köylerdeki Ermenilerin tehciri ilân edilir. Ordu Ermeni mahallelerinin etrafını çevirir ve kaçmalarını engellemek için girişleri tutar. Halkın taşınabilir mallarını yanlarına almaları yasaklanır. 15 gün içinde, Nemçeler ve Malacılar mahalleleri sakinlerinden başlayarak, 20.000?in üstünde nüfus Konya?ya doğru yola çıkarılır. Askeriyeye çalışan 25 zanaatkâr ile din değiştirmeyi kabul eden Hacı Hovannes Yeğiayan tehcirden muaf tutularak, aileleri ile birlikte evlerinde kalmalarına müsaade edilir.

19 Ocak/22 Kasım 1915 arasında Adapazarı Kaymakamı olan Necati Sezai Bey ile Handık Nahiye Müdürü Reşid Bey, mühtecirler yola koyulur koyulmaz, Ermenilere ait olan evlerin ve ?kimi zaman ahıra dönüştürülen ya da tahıl ambarı olarak kullanılan- kiliselerin sistematik yıkımını başlatır; okulların mülkiyetini mahallî makamlara devreder. Bu tasarrufun arkasında, mühtecirlerin geri dönüşünü imkânsız kılma iradesi olduğu ortadadır. İbrahim Bey?in bu işte yardımcıları,  İttihat Terakki?nin Adapazarı Katib-i mesulü Hamid Bey ile özellikle Ermeni mallarının müsaderesine nezaret eden şehrin İttihat ve Terakki Kulübü üyelerinden Kalıpçı Hafız, Mehmed Ziyaeddin, Hacı Numan, Arapzâde Said olmuştur. (Kaynak: Raymond Kévorkian, Les Arméniens dans l?Empire Ottoman/Osmanlı İmparatorluğu?nda Ermeniler, Arhis, Paris, 1992)

Yani Adapazarı?nda başkaldıran filan yok, ama organize talan ve eziyet var.

Suriye notu

Hükümetin Suriye politikası gelişen olaylar sonucunda tamamen iflas etmiş durumda. Beşar Esad?ın Suriyesi Türkiye üzerinden dünyaya açılıyordu. Bu süreç bitti. İflâh olmaz rejim ülkeyi sonu vahim bir mecraya sürüklüyor. Ankara?nın olası topyekûn bir toplumsal infilâk karşısında bir hazırlığı var mı acaba?

 

Bu yazı ilk defa 24 Nisan 2011’de Vatan gazetesinde yayınlandı. Yazarın izniyle burada da yayınlanıyor.

Tagged in: , ,

%d bloggers like this: