Share this post with Digg

http://www.dna.fr/fr/images/efafabe1-f560-4d30-bf30-2d40e4bddf87/DNA_02/Le-Premier-ministre-turc-Recep-Tayyip-Erdogan-s-adresse-a-des-compatriotes-au-Rhenus-a-Strasbourg.-(Photo-DNA-Michel-Frison).jpg

Başbakanın Strazburg Avrupa Konseyi?ndeki son performansı her anlamda yine bir Erdoğan klasiği idi. Avrupa?ya, Amerika?ya ayar vermesiyle; medeniyetleri buluşturma iddiasına rağmen dünyayı biteviye biz-siz olarak ayırmasıyla; yaptığı konuşma ile sorulara irticalen verdiği cevaplar arasındaki şizofrenik uçurumla; herkesin her şeyden anında haberdar olduğu enformasyon çağında gerçekle pek örtüşmeyen tozpembe bir Türkiye tablosu çizmesiyle; Türkün Türke propagandasını bu defa Strazburg?dan yapmasıyla; kayıtsız şartsız taraftarı olan yazarlara azametine yeni bir kanıt sunmasıyla; diğerlerinin ise otoriterliği ve tekadamlığı karşısında endişelerine endişe katmasıyla; ?aziz halkının? bir türlü iyileşmez ezikliğine deva olma çabasıyla?

Başbakan?ın hiddetli bir hitaba teveccüh etmesi ve üslubunun burada bu denli teveccüh görmesi güç ifadesinden ziyade güçsüzlük itirafı, özgüvenden ziyade kronik bir güvensizliğe işaret ediyor. Kuruluşundan birkaç ay sonra Ağustos 1949?dan bu yana üye olduğumuz ve üyeliğimizi her fırsatta övünerek dile getirdiğimiz bir kuruma bu kadar uzak ve ezik olunur mu?

Üstelik Türkiye?nin Konsey?deki performansı Başbakanınkinden çok başka. Parlamenterler Asamblesi başkanlığı yani 47 üye ülkeden 800 milyon Avrupalının vekillerinin başkanlığını Ocak 2010?dan bu yana AKP milletvekili Mevlût Çavuşoğlu yürütüyor. Akil İnsanlar grubunun kuruluşuna önayak olan, Avrupa?da yükselen ırkçılık ve ayrımcılıkla mücadeleyi öne çıkartan Çavuşoğlu bir Avrupalı Türk gibi çalışıyor.

Kendilerinden olmadıklarını iddia ettikleri herkesi dışlamaya çalışan, başta Sarkozi Avrupalı sağ siyasetçi güruhuna verilecek cevap bu mudur?  Başbakan Strazburg?da kelâmın şehvetine kapılarak bir fırsat daha kaçırdı.

Sarkozi?nin İslâm ile imtihanı

Ya da hesaplaşması! Geçen Pazartesi, birkaç ay önce büyük tartışmalarla mecliste alınan peçe ve çarşaf yasağı kararı Fransa genelinde yürürlüğe girdi. Sokaklarda tuhaf peçe-polis çekişmeleri oluyor. Geçtiğimiz 5 Nisan?da ise Sarkozi?nin partisi UMP ülkede ?Laiklik ve İslâm? tartışmasını başlattı.

Fransa Müslümanların ve Avrupalı olmayan ülkelerden gelenlerin entegrasyonu konusunda çok zorlanan bir ülke. Diğer Avrupa ülkelerinden farklı olarak Müslüman veya Avrupa dışı bir ülke kökenli seçilmiş temsilci yok denecek kadar az. Sarkozi cumhurbaşkanı olur olmaz yeni hükümette ancak faşizme yakışır bir ?Göç ve Ulusal Kimlik Bakanlığı? kuruldu. Fransız sağı usul usul yabancı düşmanlığını ve İslam karşıtlığını siyaset haline getiriyor.

Avrupa ve Fransa?daki Müslüman karşıtlığının kökleri Yahudi karşıtlığının köklerine değiyor.  Oldum olası Yahudilere yapılanlarla bugün Müslümanlar üzerinden yürüyen tartışma arasında büyük benzerlikler var. Özellikle Fransa?da ?Avrupalı Müslüman? veya ?Yeni Müslüman? arayışları bu insanların geldikleri ülkelerdeki İslâm?dan farklı, daha ?medenî? bir İslâm?ı temsil etmeleri için yapılan bir nevî din mühendisliğidir. 18. yüzyıl sonunda Yahudilere de bunun aynısı uygulanmıştı.

 

?Laiklik ve İslâm? çalıştayından 26 teklif çıktı. Bunlar yasalaşır mı yasalaşmaz mı bilinmez ama gelecek yıl Mayıs?ta yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimine Sarkozi?nin yatırımı oldukları açık. Tekliflerin içeriği ağzınızı açık bırakır. Türkiye?de dahi böylesi kalmadı. ?Kamu hizmetlerinde laiklik ilkesini pekiştirmek? başlığı altında mesela şöyle bir teklif var: İlkokullarda bahar pikniklerinde okul öğretmenine yardım amacıyla pikniğe refakat eden annelerin başörtülü olması yasaklanacak. Hastanelerde erkek doktorun muayenesini reddetmek yasak olacak. Kamu hizmeti verilen yerlerde dinî tercihler öne sürülerek farklı bir uygulama mesela yemekhanede helal et, talep edilmesi mümkün olmayacak. Üniversite ve diğer öğrenim kurullarında laiklik ve cumhuriyet ilkeleri aşılanacak. Bir ?alo laik? hattı kurulacak ve danışmanlık verilecek.

 

İşte Başbakan?ın Avrupa?ya hitabında kaçırdığı fırsata bir örnek!

 

Bu yazı ilk defa 18 Nisan 2011 tarihinde Vatan gazetesinde yayınlandı. Yazarın izniyle burada da yayınlandı.

Tagged in: , ,

%d bloggers like this: