Share this post with Digg

EKÜMENİK PATRİKHANE, der. Cengiz Aktar, İletişim Yayınları, 253 s., 18,40 TL

Büyük olasılıkla başka bir ülkede olmayan bir tartışma Türkiye?de yıllardır sürüyor: İstanbul?daki Rum Patrikhanesi?nin dinî sıfatı ne olmamalıdır? Yurttaşlarının çoğunluğu Müslüman olan bir ülkede bu tartışma ilk bakışta abes gibi görünse de temelinde derin tarihî nedenler gizli.

Bulunduğumuz coğrafyada Roma döneminden bu yana din ile siyaset arasındaki ilişki dünyevî olanın uhrevî olana son tahlilde üstün olmasıyla belirlenir. ?Sezaropapizm? tanımlamasında öncelik Sezar?da, Osmanlıdaki adıyla Kayzer?dedir. Buradan bakınca İstanbul?un ekümenik yani evrensel bir dinî merkez olarak ortaya çıkmasının ardında siyasî irade görülür. VI. yüzyıldan itibaren ekümenik sıfatı Konstantinopolis Patriğine Roma İmparatorluğu?nun başkentinin episkoposu olduğundan verilir.

Keza fethin akabinde 1454?te Doğu Hıristiyanlığı?nın yeni hamisi Fatih Sultan Mehmed, Bizans?tan Osmanlı?ya hiçbir değişime uğramadan intikal eden tek meşru kurum olan Büyük Kilise?yi ihdas ederken o makamın temsil ettiği evrenselliği siyasetine dâhil etme niyetini ilân eder.

Patrikhane?nin dinî olduğu kadar siyasî yeri ve anlamı Doğu Roma?dan Cumhuriyet dönemine dek kesintisiz sürer ve Cumhuriyetçilerin dini devre dışı bırakan laik siyaset anlayışıyla sona erer. Lozan?daki uzun pazarlık ve müzakereler sonucunda 10 Ocak 1923?te bir nevî centilmenlik mutabakatı ile Patrikhane?nin ekümenik sıfatı ve bundan kaynaklanan ruhani yetkileri, münakaşa konusu yapılmadıkları ölçüde teyit edilirler, kurum Fener?de kalır. Bundan böyle kurum ve kurumun reisine atfedilen yeni ?ötekilik? hali siyasî olduğu kadar dinî/ideolojiktir de. Siyaseten Patrik ve Patrikhane ? ve dolayısıyla Rum cemaati, ?ezelî düşman Yunanistan?ın çiçeği burnunda Cumhuriyet içindeki uzantısı, beşinci koludur. Dinî ve ideolojik olarak ise laikliği dünyevî din mertebesinde telâkki eden pozitivist tasavvurun, tıpkı Hilâfet gibi, rakipleridirler artık.

Uluslaşma süreçlerinin kıyıcılığının üzerinden geçen uzun zamana rağmen Türkiye?de Patrik ve Patrikhane ?takıntısı?nın genel anlamda sürdüğünü görüyoruz. Günümüzdeki kısır ekümeniklik tartışmasının belki de esas nedeni VI. yüzyıl sonundan itibaren kesintisiz olarak kullanılan bu sıfatı kamuoyunun yeni işitmesi ve yanlış duyması. Kavram kargaşası ve bilgi kirliliği belli güruhların tekelinde cereyan eden tartışmaya tamamen hâkim.

Hâlbuki ekümenikliğin reddiyesi, yurtdışında alay konusu, içeride ise fuzulî öfke ve yüz kızartıcı şiddet vesilesi olmaktan gayri ne tarihî, ne hukukî, ne dinî, ne de siyasî anlamda ihtimal dâhilinde.

Alexis Alexandris, Baskın Oran, Cem Sofuoğlu, Cengiz Aktar, Elçin Macar, Emre Öktem, Kürşat Demirci, Panteleimon Rodopoulos, Paraskevas Konortas ve Samim Akgönül?ün makaleleriyle?

Tagged in: ,

%d bloggers like this: