?analarının ölüsünü törenle kaldırabilmeleri için çocukların sağ kalması gerekir.?*

https://i1.wp.com/www.biriz.biz/cennet/agac1.jpg

Yıllarca kırmızı kareli bir battaniyeyi bir şehirden bir şehre taşıyan, bir evden bir eve götüren,  bir oğla bakar gibi sevgiyle yaşatan, en uzak yoldan gelmiş sevgili bir misafir gibi evinde ağırlayan, her gece yıllarını biriktirdiği/sakladığı o yaşlı sandıktan çıkarıp ellerinin arasında ihtimamla tutan özenle okşayan öpüp sarılan  sonra katlayıp kaldıran?

Annemin genç yaşta yitirdiği oğlundan kalan bu son objeye/hatıraya karşı olan bağlılığı, bir ölümün ardından süren bu uzun yas, beni sevdiğim insanların ölümüne karşı hep tedirgin/endişeli bir hal içinde tuttu/kıldı. Ve o noktadan sonra ?ölüm? beni hiç terk etmedi. Her ölümü yıllarca böyle çocukluktan aklımda kalmış bir masal gibi taşıma korkusu!  Bu korku aklımda, uykularımda, arkadaşlıklarımda, benim ve sevdiklerimin yolculuklarında, çalan telefon sesinde hep beni takip eden gölge oldu.

İşte şimdi gerçeğin en sevimsiz haliyle, tartışılamaz, yoruma açılamaz bir haliyle ANNEM ÖLDÜ!!!  Sanırım sevdiğimizin ölümünde dayanılmaz olan, çekilmez olan, ölenin ölümü değil ölenin ardında bıraktığı ortak anlar, hatıralar, objeler, sevdiği şeyler, mimikler, yerine getirilememiş son arzular, onsuz yaşanan her güzel an-olay-şey?

Eve yetiştiğimde hala odasının kapısının hemen yanındaki yatağında her zaman ki yattığı gibi yatar bir halde duruyordu. Yüzünde her zaman ki tatlı gülümseme. Ama tek farkla kırgın, düşünceli yorgun soğuk bir gülümseme. Uzanıp yanağından her zamanki yerinden öptüm. Bunun son öpüş olacak olması beni o ?an?a karşı-biricik an- bir vecd içine etkisine aldı.

İşte şimdi gördüğüm dokunduğum öptüğüm bütün o ritüellerin son tecrübesidir yaptığım. İşte bu an en biricik andır. Tekrarı olmayan taklidi olmayan tek biricik an.

Ve ölünün henüz taptaze bedeniyle, kulaklarımızda daha tazeliğini kaybetmemiş sesiyle, hafızalardan silinmemiş, atılmamış bütün eskimemiş anılarıyla,  işlenmiş bir suç bir kusurmuşçasına alelacele toprağın altına içine karanlığına koyuyoruz gömüyoruz bırakıyoruz ve alelacele kırpıştırılmış dudakların ettiği dualardan sonra hemen orayı terk ediyoruz kaçarcasına korkarcasına?

Yıllarca sevdiğimiz insanın ölüm anını ve o ana vereceğimiz tepkileri gizliden gizliye aklımızda gezdiririz. O gezinti bizi yavaş yavaş o ana hazır kılar. Ve o an gelip dikildiğinde hayatımızın ortasına artık kalbimiz zihnimiz hatta belki de hayatımızda ki onsuzluk bile hazır hale gelmiştir. Belki de bencil insan bir kez daha kendini düşünmüştür. Kendine öncelik vermiş ve o acıyı da en az sıyrıklarla geçiştirmiştir.

 

 

* Narla İncire Gazel / Bilge Karasu

Tagged in: ,

%d bloggers like this: