Geçen ay Türkiye’nin ilk iPad gazetesi diye tanımlanan ZETE gazetesi için yazdığım yazının metnini aşağıda sunuyorum. Bu metin üzerinden anlattıklarımla katıldığım bir konferansın haberininin linkini de aşağıda sunuyorum:

Taha Kılınç ve Erkan Saka Bilgi Üniversitesi’nde Arap devrimlerini ve bu devrimlerde sosyal medyanın rolünü tartıştı. Foto: Serdar Dilmen. Mehmet Özen’in kaleminden konferans haberi burada.

Tunus ve Mısır?da yaşanan bir sosyal medya devrimidir.

“Mısır olaylarında medyanın/sosyal medyanın rolü”

Yrd. Doç. Dr. Erkan Saka
İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi
Blogger (Erkan?s Field Diary)

O zamanlar sosyal medya yoktu. Web 2.0 bile yeni yeni kullanılıyordu. Ama 1999?da Dünya Ticaret Örgütü?nün Seattle zirvesinin sabote edilmesinden beri internetin toplumsal örgütlenmelerdeki rolü artıyor, merkezileşiyor. Web?in yeni aldığı hallerle, daha da ?sosyalleşmesiyle? internetin etkisi var mıdır yok mudur sorusunun kendisi bile anlamsızlaşıyor. Yakın zamanlarda Doğu Avrupa?dan İran?a toplumsal hareketlerde özellikle Twitter?ın rolü çok vurgulanmıştı. Barack Obama?nın seçim kampanyası aslında noktayı koymuştu bile ama Tunus ve Mısır?da yıllanmış iki diktatörün devrilmesinin, diğer Ortadoğu diktatörlerinin de koltuklarının sallanmasının yaşandığı şu günler malumun ilanıdır. Küresel çapta bir sosyal medya devrimi yaşıyoruz. Siyasal, kültürel, ekonomik vb her alanda bir dönüşüm söz konusu. Diktatörlerin devrilmesi ise bu küresel devrimin en medyatik yansıması aslında.

Sosyal Medya?nın rolü üzerinden Mısır olaylarına bakarak yukarıdaki girişi somutlaştırayım.

1. Geleneksel medya araçları zaten kontrol altında olduğu için Mısırlılar komşu ülkelerdeki – özellikle Tunus?taki- olaylardan sosyal medya araçları sayesinde haberdar olabildiler.
2. Gösterilerin örgütlenmesinde de yine bu medya araçları merkezi bir rol oynadı.
3. Otoriter rejimlerin sosyal medya araçlarını da kontrole çalıştığını biliyoruz ama Mısır devleti buna biraz hazırlıksız yakalandı. Hem teknik açıdan hazırlıksızdı hem de olağan propaganda makinesi bu sefer işlememişti. Sosyal Medya?da propaganda yalanları hemen çözümleniyordu.
4. Ancak hazırlık yapılsa bile sosyal medya araçlarını kontrol etmek daha zor. Her zaman sansürden kaçınmak için yeni bir yol bulunabiliyor. Sosyal Medya?nın doğası kontrolü daha da güçleştiriyor. Daha önce Çin ve İran?daki sansüre karşı geliştirilen Tor yazılımı burada da kendini gösterdi. Bir aktivist site Avaaz.org ile Tor işbirliğine başladı. Yazılımın geliştiricisinin gözlemlerrini buradan okuyabilirsiniz.
5. Bu durumda, Mübarek rejimi bu durumda en aşırı tepkiyi verip internetin ?fişini çekti?.
6. Ama Internet artık bireylerin değil devletlerin de hayatlarının bir parçası haline geldi. Mısır büyüklüğündeki bir devletin internetsiz kalması çok sürmeyecekti yoksa dev bir ekonomik kriz kapıdaydı.
7. Kaldı ki Google ve Twitter işbirliğiyle bir formül de bulunmuştu: Telefon kulübelerinden Twitter mesajı atabilmek mümkün kılındı.
8. Kaldı ki ilk kıvılcımdan sonra merkezi olmayan bir muhalefetin yolu açılmıştı bile. Yeni Sosyal Hareketler literatürü uzun zamandır daha az hiyerarşik, daha mikro meselelerle uğraşan hareketlenmelere vurgu yapıyor. Ama bunun gerçekleşebilmesi için de sosyal medya en iyi araçlardan biri olduğunu kanıtladı. Açık kaynak hareketleri rejimi olduğu kadar geleneksel muhalefeti de şaşkına uğratmış olmalı. ?Açık Kaynak İsyanları? artık olağan hale gelmiştir.

Bu süreçte görüldü ki online ve offline ayrımları da analitik olarak hala birşeyler ifade etse de gündelik hayatta entegrasyon çoktan tamamlanmış durumda. Sosyal Medya ile başlayan kıvılcım hemen başka alanlara sıçradı. Sosyal Medya kullanılamadığı zaman faks makineleri devreye girdi, broşürler, bildiriler haberleşme aracı oldu. El Cezire televizyonu bir süre sonra devraldı yayını ama o da kendi üretimi yanında sosyal medyada paylaşılan görsel malzemeyi ve mesajları kullandı yayınını sürdürebilmek için (Aslında El Cezire ve sosyal medya ilişkisi Tunus?ta gösterici Mohamed Bouaziz kendini yaktığı anda başlamıştı bile).Sonra El Cezire?nin yayınları sosyal medyada paylaşılmaya başladı. Bunlar gayet doğal bir şekilde meydana geldi. Sosyal Medya bir iletişim mecrası olarak suni, izole, aykırı olmaktan çıkıp medya ekolojisinin olağan bir unsuru haline geldi bu arada.

Yine bu süreçte görüldü ki sosyal medya kontrol edilmesi zor ve gelişimini sürdüren ve çeşitlenen bir mecradır. Facebook ve Twitter ana rol oynadı ama eylemlerin koordinasyonunda vatandaş gazeteciliği olarak sayılabilecek her araç ve yöntem denendi. Dijital haritalar kullanıldı, çatılardan yapılan gözlemler tweetlendi, Youtube?a videolar, Flickr?a fotoğraflar yüklendi. Yukarıda da bahsedildiği üzere, bir mecranın durdurulduğu yerde başka bir mecra devreye girdi ve bunun artık sosyal medya içinden olması bile gerekmedi.

Son olarak da sürece şüpheyle yaklaşanlara değineyim. Aslında yeni medyanın/sosyal medyanın içinden gelenler bu sürece ütopik bir şekilde yaklaşmadı. Ethan Zuckerman Tunus ve Mısır?daki isyanların kaynaklarının, gelişiminin ve başarısının çok faktörlü olduğunu erkenden belirtti. The Net Delusion kitabının yazarı Evgeny Morozov daha da şüpheliydi sosyal medyanın gücünün abartılması noktasında (Zuckerman ve Morozov?un yaklaşımlarını irdeleyen Zeynep Tüfekçi?nin yazısı da okumaya değerdir bu bağlamda). Ama zaten burada önemli olan nokta sosyal medyanın medya ekolojimizin doğal bir parçası haline gelmesiydi. Aklı başında hiçbir aktivist ekran başında bir devrim yapmayı düşünmüyordu ama artık öyle bir andayız ki bilgisayar ekranını hesaba katmadan devrim yapamıyoruz. Mısır bize bunu gösterdi…

Daha fazla okuma için:
* Twitter ve Facebook yanında blog izleme projesi olan Global Voices de olayları sahadan takip etmiş oldu. Ülke ülke blog raporlarına bakmaya değer.
* IRevolution blogu da Mısır olaylarında takip ettiği web kaynaklarını listelemiş.

Tagged in: ,

%d bloggers like this: