Share this post with Digg

fukuşima-fukushima

Patlamadan 3 dakika sonra Fukushima santrali..E.S.

Fukuşima ve kalkınma saplantısı

Fukuşima santrali 1979?da Three Mile Island, 1986?da Çernobil?den sonra insan eliyle tertip edilmiş dünya felâketleri listesinde yerine almaya aday.

Dün yazıyı yazarken gelen haberde Amerikan kaynaklarının Fukuşima santralindeki nükleer yakıt çubuklarının erimesini engelleyecek suyun tamamen bittiğini bildiriyordu, ardından Japon askeriyesinin havadan helikopterle su boşaltmaya başladığını öğrendik.  Amaç santrali soğutmak ve facianın daha büyümesini engellemek? Dünya teknoloji devi Japonya?nın kovayla su dökmeye mecbur kalması! Ama bunlar gözünü hırs bürümüş beşeriyete pek ders olmuyor.

Bilinçli kamuoylarının baskısı altındaki AB ülkeleri Japonya?da süren felaket sonrası epeyi bir telaşlandılar. Almanya?da onbinler Neckarwestheim nükleer santrali ile Stuttgart arasında 45 kilometrelik insan zinciri oluşturdu. Hükümetten 17 nükleer santralin 12 yıl daha açık kalma kararını geri çekerek mevcut santrallerin kapatılmasını istediler ve hükümeti şimdilik ikna ettiler. Finlandiya, Avrupa?nın nükleer enerji şampiyonu Fransa, İngiltere ve İspanya?da hükümetler işim vahametini idrak ederek stres testleri yapmaya başladılar. AB?de Enerjiden sorumlu Komisyon üyesi Günther Öttinger ?öngörülebilir bir gelecekte enerji ihtiyacımızı nükleersiz karşılamanın yollarını aramalıyız? diyerek çıtayı hayli yükseltti.  Dönem Başkanı Sarkozi G-20?nin gündemine nükleer emniyeti gündeme getireceğini duyduk. 20 ülke arasında Avustralya, Endonezya ve Suudî Arabistan ile birlikte Türkiye nükleer santrali olmamakla övünebilecek ülke. Ama nerede öyle bir vizyon!

Diğer batılılardan pek ses yok. Ama en vahimi başta Çin ve Hindistan olmak üzere bütün gelecek stratejilerini kalkınma üzerine kurmuş bulunan ?hırs küpü? ülkeler. Bunlar olanlardan hiçbir şekilde ders almayacaklarına neredeyse yemin etmiş görünüyorlar.

Nükleer enerji belki temiz ama ölümcül

Dünya enerji üretiminin %17?si nükleerle karşılıyor. İklim değişikliği ?temiz? nükleerin kötü imajını biraz düzelttiyse de Fukuşima?nın bunu yerle bir ettiğini söylemek abartı olmayacak. Çoğu çokgelişmiş olan 30 ülkede 443 nükleer santral var, önümüzdeki 15 yılda bu sayının ikiye katlanması bekleniyor. Ancak Çernobil örneğinde olduğu gibi nükleer felaket ülke sınırlarında bitmiyor, bulutla her bir tarafa bulaşıyor. Örneğin Türkiye?nin çevresi Ermenistan ve Bulgaristan?da faaliyette olan Çernobil tipi Sovyet yapımı santrallerle çevrili. Bulgarlar Belene?de Üsküp-Razgrad fay hattının üzerinde yeni bir santral daha inşa etmek istiyor. Nükleer tesisi olmayan Türkiye aslında yeterince tehlike altında.

Yaşamakta olduğumuz ve sonuçları tamamen belirsiz çevresel kâbusa rağmen gözünü kalkınma hırs bürümüş ülkeler hiç oralı değil. Örneğin bizde işler tamamen kurnazlık, rant ve şark kafasıyla yürüdüğü için faciaya rağmen ?fay hatlarında enerji santralı kurma uzmanı? Japonya?dan medet umuluyor, ?dost ve müttefik? Rusya ile ?ben yaptım oldu? usulü ihaleyle Akkuyu?da santral anlaşmasına gidiliyor. Hâlbuki bütün şifahî teminatlara rağmen Akkuyu güvenli değil. Enerji uzmanı Necdet Pamir, Ecemiş fayının Akkuyu?nun 20 km. ötesinden geçtiğini, verilen lisansın taa 1970’lerin başında bilgiler tamamen yetersizken verildiğini hatırlatıyor ve lisansın muhakkak yeniden değerlendirilmesi gerektiğinin altını çiziyor.

Sanayi devrimini gerçekleştiren Batı, ateşi yani petrol ve kömürü seçti. Isı teknolojisinin seçimi teknik bir evrimin sonucu değildi; tesadüfî ve bilinçli idi. Elektrik üretimi için, kömür kullanmaksızın yeldeğirmenlerinden rüzgâr enerjisini elektriğe dönüştüren türbinlere bal gibi geçilebilirdi. Bugün bu seçimin bedelini ödüyoruz. İklim değişikliği bizi azamî hız, azamî tüketim ve azamî doğa talanı üzerine bina edilmiş olan ama çok da uzun sürmeyecek olan konforumuzdan fedakârlıkta bulunmamız, kalkınma ideolojisinden ebediyen vazgeçmemiz gerektiği yönünde uyarıyor. Fukuşima faciası ise bu akıbeti elle tutulur, gözle görülür hâle  getiriyor.

Bu yazı ilk defa 17 Mart 2011’de Vatan gazetesinden yayınlandı, yazarın izniyle buraya alındı. E.S.

Tagged in: , ,

%d bloggers like this: