Share this post with Digg

https://i0.wp.com/twinning.vet.gov.tr/history/Mardin/Mardin_dosyalar/deyrulumur_manastiri.jpg?resize=554%2C416

Mor Gabriyel

Avrupa Parlamentosu?nun (AP) son raporu şu kayda değer ifadeyle başlıyor: ?(AP) Türkiye?nin daha demokratikleşmesine destekleri ve açık ve çoğulcu bir toplum hedefine bağlılıklarından ötürü Türk vatandaşları ve sivil toplumunu kutlar?.

İstanbul Tophane Depo?da İnsan Hakları Vakfı?nın 20. yılı için düzenlenen müthiş sergi bu övgünün kanıtı. Çoğu genç onlarca sanatçının çalışmalarını 22 Nisan?a kadar muhakkak görün.

Hükümet ancak bir sonraki paragrafta ve şöyle anılıyor: ?(AP) Türkiye?nin reformlar konusundaki yavaş ilerlemesini not eder ve Türk hükümetinin hem Kopenhag Kriterlerini yerine getirmek hem Türkiye?nin kendi modernleşmesi için kapsamlı reform gerçekleştirmeyi taahhüt ettiğini hatırlatır; bu amaçla hükümete çabalarını artırma çağrısında bulunur.?

25. paragrafta ise ?Yargıtay?ın Mor Gabriyel Manastırı?na karşı ve köylüler ile Hazine arasındaki arazi ihtilâfında verdiği kararı üzücü bulur? diyor. Mor Gabriyel ve sayısız hak ihlalini tek tek hatırlatan bölümleri okuyunca sivil topluma yapılan referansın ve kamu otoritelerine yapılan çağrının anlamı gözler önüne seriliyor. Avrupa ülkelerine kıyasla Türkiye?deki hak ihlalleri genelde vatandaşa karşı devleti esirgeyen anlayış uyarınca kamu otoritelerinin eksik, yanlış veya taraflı uygulamaları sonucunda gerçekleşiyor. Mor Gabriyel?in hikâyesi bu zihniyetin has örneği.

Bir diğer mazlum millet Süryaniler

Süryanilerin kutsal mekânlarının toplandığı Midyat?taki Tur Abdin?i 1970?lerde birkaç kez ziyaret etmiştim. Süryanicede ?Kulların Dağı? anlamını taşıyan Tur Abdin Süryani din ve kültürünün kalbi, dünyanın kadim Hıristiyanlık merkezlerinden biri. Mor Gabriyel Manastırı  bölgenin işler haldeki en eski manastırı ve Tur Abdin Metropoliti?nin ikâmetgâhı. Kutsal mekân 397 yılında Deyrulumur (Rahiplerin Barınağı) Manastırı olarak kuruluyor, 7. yüzyıldan itibaren ?Aziz Mor Gabriyel? adıyla anılıyor. Bahsettiğimiz yerler Türkiye?nin hafızasına sığamayacak kadar yaşlı.

Süryanilerin 493?te kurulan diğer önemli mekânı, Deyrulzafaran 1160?tan 1932?ye kadar Süryani Ortodoks Patriği?nin tahtı. O tarihten sonra Patriklik makamı Şam?a taşınıyor. Süryaniler de Anadolu?nun diğer gayrimüslim toplulukları gibi din temelli uluslaşma sürecinden nasibini ziyadesiyle almış ve kılıçtan geçirilmiş bir kadim Anadolu halkı. Nitekim uğradıkları soykırıma ?Seyfo? yani kılıç diyorlar! Yaşadıkları felâket sonrasında vatanlarında tutunmaları giderek zorlaşıyor. Ulus-devlet inşasının diğer sonucu olan Suriye-Türkiye sınırı Süryanileri bir kez daha azaltıyor. Patrikliğin Suriye?ye 1932?de taşınmasıyla birlikte sınırın öbür tarafına iltica başlıyor. Yeri gelmişken, ?model ülke? ile modelden ilham alacak ülke arasında işte böyle bariz bir fark var. Türkiye model olma iddiasında olduğu Arap ülkelerinin eline, inanç özgürlüğü ve çeşitliliğin korunması konusunda su dökemez!

Süryaniler Kürt ayaklanmalarında iki ateş arasında kalıyor. Türkiye?nin batısına ve ABD, Almanya, Avustralya, Hollanda, İngiltere, İsveç?e göç ve iltica günümüze kadar sürüyor. Bugün, o da yakın zamanda geri gelen birkaç aileyle nüfuslarının 3 ilâ 5000 arasında olduğu hesaplanıyor. Hâsılı kelâm Süryaniler vatanlarında var olma mücadelesi veriyorlar.

İşte AP raporunun ve burada birçok yazarın yıllardır işaret ettiği kepazelik böyle bir ortamda vuku buluyor. Birkaç yıl önce üç muhtar Mor Gabriyel?in köylerinin sınırını ihlâl ettiği ve 100 hektarlık ormanı işgal ettiği gerekçesiyle savcılığa suç duyurusunda bulunmuştu. Qertmîn(Yayvantepe), Zînol (Eğlence) ve Dawrîk (Çandarlı) korucu köyleri.

Dava tam Aziz Nesinlik. Manastır 1930?lardan beri vergisini ödüyor, kadastro araziyi tescil ediyor, yerel mahkeme davayı reddediyor ama Yargıtay 1970?lerden bu yana oluşturduğu ?dahiyâne? içtihatla Süryanilere yabancı muamelesi yaparak vakıflarının mal edinememe hükmüyle kararı Manastır aleyhine bozuyor.

Dava Süryaniler tarafından kaybedilip, içhukuk yolları tükendikten sonra davanın AİHM?de kazanılacağı aşikârken bu kolektif inadın nedeni Hıristiyan düşmanlığıyla yoğrulmuş bir para hırsından başka ne olabilir?

Tagged in: , , , ,

%d bloggers like this: