Cengiz Aktar: Doğa Davaları

Posted by on February 23rd, 2011
Stored in Cengiz Aktar, Contributors, TURKISH

Share this post with Digg

https://i2.wp.com/www.yapi.com.tr/V_Images/2010/haberler/76337_rize_hes.jpg

Şu aşikâr: Kalkınmacı saplantı devasa bir enerji ihtiyacı ve sınırsız bir enerji altyapısı demek. Rakamla söyleyecek olursak bu 2023?te 2000 hidroelektrik santralli Türkiye demek. Yani dere, çay, nehir, nerede akan bir su varsa üzerine bir HES! Bu topyekûn saldırıya Anadolu?nun dört bir yanından giderek büyüyen bir tepki oluşuyor. Anadoluyu Vermeyeceğiz Platformu, Türkiye Su Meclisi, Derelerin Kardeşliği Platformu altında her gün yeni bir kavga başlıyor ve umumiyetle itiraz mahkemelik oluyor. HESzedeler tarafından aşılan davalar en son 83?e ulaşmıştı. Alınan sayısız yürütmeyi durdurma kararını ve yine sayısız ?yürütmeyi durdurmayı delme? fiilini hergün basından izliyoruz.

Ancak davalar sadece tek yönde değil. Doğa Derneği Başkanı Güven Eken bizim çevreden ziyade enerjiyle iştigal eden Çevre Bakanı?na ?doğanın seri katili? demesi üzerine Bakan Güven?e hakaret davası açmıştı. Dava sürerken Güven hakkında bu defa da savcılığa suç duyurusunda bulundu. Güven, Akdeniz Üniversitesi tarafından Bakan?ın yılın çevrecisi seçilmesini eleştirmişti. MedenÓ memleketlerde bir Çevre Bakanı?nın bir çevrekorumacıya dava açtığı duyulmuş değildir zira her şeyden önce çevre bakanları çevreye sahip çıkar. Çevre Komisyonu Başkan Vekili ve AKP Hatay Milletvekili Mustafa Öztürk?ün Dörtyol?un ?önümüzdeki yıllarda Türkiye?nin enerji üssü? olacağı müjdesine ne demeli? AKP için ha çevre ha enerji!

Bugünlerde bir yeni dava daha ortaya çıktı. Tohum Sanayicileri ve Üreticileri Alt Birliği (TSÜAB), hibrid yani melez tohumlar konusunda basındaki yorumlarıyla halkın sağlığıyla oynadıkları iddiasıyla Ahmet Maranki ve İbrahim Saraçoğlu hocalar hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunmuş. Aynı zamanda tohumculuk şirketi sahibi olan bir TSÜAB üyesi hocaların kamuoyunu yanlış bilgilendirdiklerini öne sürmüş. Hocaların beyanlarında tohumculuk meslek grubunu kötüledikleri, aynı zamanda da halkın sağlığıyla oynadıkları iddia edilmiş. Suç duyurusu sahibi, hocaların ?doğum oranlarının son yıllarda azalması ve kısırlık probleminde hibrid tohumların etkisi mutlaka araştırılmalıdır? gibi beyanları bulunduğunu söylemiş.
Hibrid tohumlar ve gdoların insan ve hayvan üzerindeki etkisi konusunda kesin bilinen bir şey varsa o da şimdilik hiçbir şeyin bilinmediği. Uzmanların ?araştırılsın? demesinde ne zarar olabilir? Ama uzmanların esas altını çizdiği başka bir nokta var: Yerel tohumlar zaman içerisinde kendilerini doğal şartlara uyarlarlar ve doğal olarak hibridleşirler. Bu tohumlara sahip çıkılması biyoteknolojiyi tek doğru sayan ve sanan modern tohumculuktan daha önemli.

Kars?ın kavılcası

İşte size Tohum Ağı bileşenlerinden Emanetçiler Derneği ve Buğday Derneği?nden toparladığım bir öykü. Kavılca tohumu Yer Gök Anadolu Derneği tarafından 2006?da keşfedilmiş. Hasadı günümüz koşullarında çiftçiye zor geliyor, tanesi kabuğundan zor ayrılıyor, unu tek başına iyi ekmek olmuyormuş. Sayısı beşi geçmeyen çiftçi ambarında yokolmayı beklerken, muhtemelen son kalan 2 ton kavılca satın alınmış. Tohumlar dağıtılmış ve bugün Kars?ta 200?ün üzerinde çiftçi, toplam 100 tondan fazla kavılca üretiyormuş.

Kavılca çeşidi soğuk iklime uyum sağlamak için hem tohumu çevreleyen kabuk sayısını artırmış, hem başağındaki çatalları kalınlaştırmış. İklime uyumun bir sonucu olarak daha ılıman yerde evrilen Kastamonu?nun siyezi kavılca ile akraba olsa da görünüş bakımından daha çıplak kalıvermiş. Bu antik buğdaylara Anadolu?nun en eski yerleşimlerinden Çayönü?de de rastlanmış. Kısacası hâlâ medeniyetin en eski tohumlarına sahibiz ama pek değerini bildiğimiz söylenemez.
Tarım ve doğa Türkiye?de tasfiye sürecinde. 15-20 yıl öncesine kadar dünyada tarımda kendisine yetebilen 7 ülkeden biri olan Türkiye bugün yüzden fazla ülkeden tarım ürünü ithal ediyor. Tarıma gösterilen ilgisizlik ile doğaya yapılan hoyratlık aynı zihniyetin ürünü. Bu gidişatı terse çevirecek hiçbir siyasi irade ortada yok. Anadolu ve Trakya elinden geldiğince direniyor ama Türkiye?nin istikbali sanki çöl, beton ve asfalt artık.

Bu yazı ilk defa burada yayınlandı. Yazarın izniyle burada da yayınlandı. E.S.

Tagged in: , , , ,

%d bloggers like this: