sahaf

‘Tuhaf Sahaf’ yadırgatıcı, acaip, lüzumsuz(gibi görünen) bir takım eserleri ele alıp anlamaya ve anlatmaya çalıştığımız bir köşe olacak (Buradaki sahaf kelimesinin(biraz da tuhafla uyaklı olduğu için kullandığım) bir yakıştırma olduğunu hemen belirteyim. Peki bu kitaplar kime, neye göre tuhaf sayılacaklar, tuhaflığın ölçüsü ne? (tuhaflığın bir ölçüsü olabilir mi?) Her hangi bir betiği yararsız görme hakkını nerden alıyoruz? Bilmiyorum! Sanırım her seferinde bu sorulara bambaşka cevaplar arıyor olacağız (Dikkat! 1. çoğul şahıs kipi okuru anında olaya dahil eder.) Mezkur sıfatlara haiz eserlerin benim için çok faydalı oldukları kesin aksi takdirde böyle bir köşe meydana gelemezdi. Bu köşede garip bir çeşitlilik olacak: Amatör felsefe metinlerinden yıldırımsavar kılavuzlarına;dedektiflik mecmualarından unutulmuş tercümelere…

Lafı daha fazla uzatmadan ilk kitaba geçiyorum: Genel Sistematik, yazan: Aydın Baki Mutlu (Ödemiş İmam Hatip Lisesi, felsefe öğretmeni, isim müstear gibi duruyor, emin değilim.) Birinci baskı; Eylül,1984 (İzmir, Konak’ta basılmış)

Evet, hala bu köşeyi okuma sabrını gösteren sevgili okur, tuhaf kitapların bile kendilerine özgü bir sınıflandırma düzenleri vardır. Bu kitabı da Amatör Anadolu Felsefecileri etiketiyle fişlemenin doğru olacağını düşünüyorum(Amatör Anadolu felsefecileri kitap çapında bir incelemenin konusudur, içlerinde en tanınmış olan Abkülkadir Duru’dur (Bkz:Dünyayı Hayvanlar İdare Ediyor.))

Peki, Hocamızın kendi çizimleriyle donattığı bu kitap ne anlatıyor? Efendim ‘Ruhani alemleri araştırma’ ihtiyacıyla kaleme alınan bu kitap yaratılışın sebebinden başlayarak monadlar alemini,ruhların nerede yaratıldığını, cenneti, cehennemi, tekamül meselesini (ve arada başka bir çok meseleyi) izah etmeye, izah metodolojisini de modern ilmin verileriyle İslam mistizmi ve hikmetini sentezleyerek oluşturmaya çalışıyor (başa dönüp kurmaya çalıştığım cümleyi bir kez daha okumaya korkuyorum sevgili okur.) Şöyle de söylenebilir: Bu kitap İnsan aklının yüzyıllardır çözmeye çalıştığı bir çok meseleyi aklınızın ucundan geçmeyecek bir şekilde anlatıyor ve gösteriyor.Mutlu Hoca ‘ancak (sadece) düşünerek yazdım’ diyor, eserini spiritüel bir tecrübeye dayandırmıyor(rüyalar ona bilgi vermiyor ama teşvik edici bir işlevleri var.) Dediğim dedikçi değil,tartışmaya açık:fikir silsilesinin tutarlılığından başka garantim yoktur’.Bence benzersiz bir imgeleme ve düşünme gayretinin şaşırtıcı bir örneği bu kitap.

Hocamızın üslubunda zaman zaman İmam Hatiplerin pratik mecazları parlıyor; ‘yaratılışın başlama anı’nı anlatırken: ‘Bu bir başlama anıdır. Düdük çalmış, koşucu tam bu anda fırlıyor…’meseleyi somutlaştırmaya matuf bu üslup çizimlerde tavan yapıyor (Evrensel evrim çemberi gibi şablonlardan tutun da Kainatın evrim yolunun şövalye yüzüğe benzetildiği vinyetlere ve naif cennet,cehennem tasvirlerine kadar çeşit çeşit siyah beyaz çizimle dolu sayfalar.)

Kitaptan yapacağım alıntılar tek başına fazla açıklayıcı olmayabilirler (yazının sonundaki tadımlık alıntıyı da bunu dikkate alarak okumanızı rica edeceğim.) çünkü yukarıda bahsi geçen’tutarlılık’kitabı parçalara ayırmayı ve tek tek cümleler üzerinden okumayı zorlaştırıyor. Mesela Evrim Kuramını İslam fikriyatıyla nasıl uzlaştırmaya çalıştığını, meydana gelen çarpıcı ‘sentez’i anlamak için şu satırlar yetmeyebilir: ‘Önce Kalem’den farzedelim (Pliopiheus) denilen maymuna benzeyen mahluk indi. Sonra biraz daha ilerlemiş bir tür (Prosocul) Levh’den ruhu inerek yeryüzünde yaşadı.(S.188) Mutlu Hoca Darwin’in teorisini tamamen reddetmiyor ama teoriye karşı makul bir eleştiriyi de mahfuz tutuyor.

Elbette bu kitabın tamamen akademik bir ciddiyetle ele alınıp incelenmesi mümkün(hatta elzem)Mutlu Hocanın  bu ‘metodoloji oluşturma çabası’ uzak ve yakın bilim tarihinde nerede duruyor? Bu çabanın epistemolojik (doğru yazdım mı?) değeri nedir? Bizim burada yaptığımız (sen nelere kadirsin 1.çoğul şahıs kipi) duyanlara garip görünecek bir kitap hakkında serbest çağrışım metoduyla geyik yapmak,mesela ben  Hoca’nın takdire şayan metodoloji oluşturma çabasını kitabın kapağına bakarak şöyle değerlendirebilirim:Kapağın sağ üst köşesini işgal eden ‘Genel Sistematik’ başlığında sistematiğin ilk hecesi ‘sis’lenmiş,sanırım burada şöyle bir mesaj var: ‘Evet bir tasnif çabasına girişeceğiz ama bulanık (saçaklı) mantıkla girişilecek bir sistemleştirme çabası  olacak bu (bir çeşit sistemsiz  taksonomi ya da ‘sistematiğimiz pusludur abiler’) Kitabın sonunda ‘Okuyucularla Hasbihal’ var,Hocamız muhtemel eleştirilere cevap veriyor(bu tür amatör çalışmalarda pek rastlanmayan bir iddiasızlık (mı diyelim?) bir çeşit incelikle yapıyor bunu)Bu arada Mutlu Hoca’nın neşredemediği başka eserleri olduğunu da öğreniyoruz (Monadlar felsefesini anlatan kitabı merak ettim.)

Eser bibliyoğrafya kısmıyla nihayete eriyor.Seyyit Kutup Tefsirinden İnsanın Türeyişine (Darwin) doğru genişleyip renklenen bir liste. Hocam şu an neredesiniz,ne yazıyorsunuz bilmiyorum,umarım sizi incitecek laflar  sarfetmemişimdir. Ne kadar sürç-ü lisan ettiysek affola (Dikkat! 1.çoğul şahıs kipi kusurları hafifletir,ayıpları seyreltir.)

TADIMLIK: ‘Cennette yaşıyan insanlar,cennet meyvalarından yediği zaman, meyvanın içinden bir huri kızı çıkacakmış… Bunu nasıl izah edebiliriz? Her halde melekler hurilerin ruhlarını Rahm ve Sidre’den alıp getiriyor ve meyvaların içine koyuyorlar. Onlar bitki gibi toprağa dikilemezler.Ancak meyvanın içinde besleniyor, elma kurdu gibi gelişiyorlar..'(S.151)

Not: Kitabın benden önce okunduğuna dair tek işaret sayfa kenarına tükenmez kalemle yazılmış bir formül:E=mc2

Tagged in:

  • Aydın Baki Mutlu

    Ümit Özkan Bey;İlginize teşekkürler.Halen yine Ödemiş’deyim.Emekliyim.Yakında İslâm Felsefesi ile ilgili fikirlerim, makalelerim için bir site kuracağım.Genç Kızlar Felsefesi isimli yeni kitabımı TİMAŞ yayınevi inceliyor.Selâmlar.

%d bloggers like this: